Doğu İnsanı İşte Budur!

DOĞU İNSANI  İŞTE BUDUR!

Hani bir atasözümüz var ya “Kötü komşu insanı mal sahibi yapar.” Şenkaya yöremizin eğitim,bilim ve genel kültür sitesi olan www.selahattinaltas.com/ sitesinin yapımı ve yönetimi için birisi ile anlaşmıştım.O da ha bu gün, ha yarın! diyerek beni oyaladı, durdu.Ben de oyalandığımı  anlayınca (paralı) destek hizmetini geri alarak kendim üstlendim.Yönetim paneline girerek “sınama-yanılma” yolu ile bilgi, belge ve dosyaları yükleyerek siteyi hazırladım ve geliştirmeye çalışıyorum.Çok yol kat ettiğimi düşüyorum.Ancak bazı sorunlarla karşılaştım.Yönetim paneli wordpress,domain ve hosting goDady ile çalışmaktayım.Bir iki konuda sıkıntı yaşadım.Daha önce destek hizmeti veren  birisi ile görüşmek istedim. Telefonuma cevap vermedi.Bende de aklıma koyduğum şeyi anında bitirme huyu olduğundan internetten wordpress hizmeti veren yerleri araştırırken tesadüfen Cemil Dündar isimli birisini gördüm.Telefonla arayarak yüklemekte sıkıntı çektiğim konuları kendisine anlattım.Yolda olduğunu,15 dakika sonra bilgisayar ortamında olacağını söyledi.Görüşmeden epey zaman geçtiğinde beni aramayınca doğrusu aklıma bu iş olmaz geldi.

Fakat bir müddet sonra telefonla aradı.Bilgisayar başında olduğunu ,sorunun ne olduğunu sordu.Benim cevap vermeme zaman kalmadan yönetim panelinin kullanıcı adını ve şifresini istedi.Kısa bir süre tereddütte kaldım.Çünkü karşı taraftaki kişinin kim olduğunu,niyetinin ne olduğunu bilmiyordum.Kötü niyetli birisi olabilir,siteyi bozabilir,çökertebilir,yerle bir edebilirdi.Ses tonundan,konuşma biçiminden iyi birisi olduğunu sezinledim.Kullanıcı adını ve şifreyi verdim.Yapılacak işlemleri,yüklenecek konuları sordu.Anlattım.Aslında bir işlem için aramıştım.Ancak iyi bir insan olduğunu anlayınca birkaç farklı konularda yardımını istedim.Yaklaşık iki saat uğraştı,çalıştı.Ben de bu süre içinde telefonla kendisine yapılacakları anlattım.Bütün sorunları,yapılacak işleri ve hatta sitenin yapımında yarım bırakılmış tüm işleri  bir çırpıda halletti.İş bittiğinde ücretinin ne olduğunu sorduğumda “hiçbir borcumun olmadığını,canınız sağ olsun” dedi.Bir tarafta bu kişinin iki saatte yaptığı işi altı ay oyalayan birisi ile telefonuma cevap vermeyen diğer birisi,diğer taraftan söz konusu Cemil Dündar var.Çalışırken  sohbet ettik.Nereli olduğunu sordum.Siirt’li olduğunu ve halen orada çalıştığını söyledi.Hiç tanımadığı birisi olmama rağmen benim için bilgisayarda iki saat çalıştı ve hiçbir ücret talep etmedi.Demek ki daha böyle iyi niyetli,yardımsever ve dürüst  insanlar da var. Siirt’li Cemil Dündar’a bir kez daha teşekkür ediyor,sevgi ve selamlarımı gönderiyorum.

İnternet sitesini sizinle paylaşıyorum: www.cemildundar.com/wordpress-destek/

*****

Evet, beş yıl da ben çalıştım Malatya’da. Hâlâ görüştüğümüz bu vefalı insanlardan ayrılmak bizim için de zor olmuştu. Okuyun ve söyleyin lütfen! Bu kadar ince düşünebilmek için hangi üniversiteyi bitirmek gerek?

*****

FACEBOOKTA GELEN BİR PAYLAŞIM.ÇOK HOŞUMA GİTTİ.YUKARIDAKİ KONU İLE İLGİLİ OLDUĞU İÇİN PAYLAŞIYORUM

İŞTE BÖYLE BİR HAYAT HİKÂYESİ

Telefonum çaldı, açtım, tanımadığım bir bayan:

─Necdet Bey sizi medyadan takip ediyorum benim bir hikayem var anlatsam bunu kaleme alır mısınız? dedi ve hıçkırıklarla ağlayarak anlattı.Gözlerim yaşlı dinledim ve anlattığı gibi kaleme alıyorum…”Adım Züleyha. Boluluyum fakir bir ailenin kızı olarak zor şartlarda okudum öğretmen oldum. İlk tayinim Malatya Pütürge’ye çıktı. Üç yıl dağ köyünde görev yaptım.Beni hayatımda görmediğim ve göremeyeceğim ilgi, alaka ve şefkatle bağırlarına bastılar. Okulun küçük bir tek odalı lojmanına yerleştim ama bir gün bile orada yatmadım.Köyün merhamet meleği İmmihan teyze ve yaşlı kocası Derviş amca bizde kalacaksın. Seni asla yalnız bırakmayız, dediler. Evlatları oldum. Evin kızı oldum.Bildiğiniz bir evin kızı nasılsa aynen ben de öyleydim. Yedirdiler, içirdiler, hastalandılar, ağladılar, güldüler bunların hepsini beraber yaşadık.Onlar yarım Türkçe ile bana ana baba oldular. Ben de onlara sırdaş oldum, yoldaş oldum…Üç yılın sonunda tayinim memleketime, Bolu’ya çıktı. Ayrılığımız ağıtlarla, gözyaşlarıyla oldu.Bolu’ya yuva kurdum evlendim. İmmihan anama davetiye gönderdim. Davetiyeye çeyrek altını bantlamış bana gönderdi..Ailem şok oldu. Bu nasıl vefa! Bizim buralarda pek görmediğimiz şey dediler. Çok ama çok duygulandım.Bir zaman sonra oğluma hamile kaldım. İmmihan anaya telefon açtım söyledim. Havalara uçtu zılgıt çekti. Torunum olacak dedi.Söz ver torunumun 40 ı çıkar çıkmaz Pütürge’ye geleceksin tamam mı? dedi. Bende söz dedim.Bir gün aradı:

─ Benim kızım yanımda, rahatsızım sesim çıkmıyor. Ben kızıma söyleyecem, o da sana mesaj atacak dedi.

─ Tamam dedim.Hamileliğim süresince ona yazdım çok iyiyim. Biraz rahatsızım ama önemli bir şeyim yok. Sürekli yazdım hep güzel cevaplar aldım.Oğlum doğdu. 20 günlük oldu. Adını Bolulu babam Ahmet ile Pütürgeli Derviş babamın adı olan Ahmet Derviş koydum…Bu kez görüntülü arayayım İmmihan annesine torununu göstereyim dedim. Görüntüde genç bir kadın.

─ İmmihan ana? dedim.

─ Kaybettik, dedi. Yıkıldım.─ Nasıl, ne zaman? dedim.

─ Dört ay oldu, dedi.

─ Ben aylardır kiminle yazmıştım peki? dedim.Kızı :”Anam dedi ki, Züleyha hamile, hastalığımı, perişan olduğumu sakın söylemeyin. Üzülür hamileliğine çocuğuna zarar gelir. Ben yazıyormuş gibi yapın. Ölürsem de doğum yapana kadar gizleyin. Bir gün buraya gelirse mezarımın taşına elindeki tebeşirle ben geldim yazsın yeter.Ya Rabbim. Bu nasıl bir metanet, bu nasıl bir şefkat bu nasıl bir azamet…Pütürge’nin kızı olmuş Züleyha öğretmen bu Dar-ül Rıfat olan topraklar senin memleketin.Acılar, zorluklar, gurbet yolları beklemiş anaların ayak izleriyle doludur Pütürge..Bu insanlar yürekte iz bırakır… Gönülde söz bırakır. Ardından köz bırakır…İşte böyle bir hayat hikayesi dostlar..Bir ay önce kaleme alayım dedim. Züleyha öğretmen evladına süt veriyor belki üzülür zarar verir dedim. Boşluğuma geldi telefonunu kaydetmedim kayboldu.Eğer bu satırları okur irtibata geçerse İmmihan ananın mezarına ben de gideceğim…Ana karnında bir bebeğe zarar gelmesin diye, hastalığını, acısını ve ölümünü bile gizleyip bağrına basan toprağımın bütün analarının ayaklarından öpüyorum.

HUZUR DOLU AKŞAMLAR

Necdet AKBOĞA Araştırmacı/Gazeteci /Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir