Allahuekber Dağı Ve Sarı Gelin Türküsünün Öyküsü

ALLAHUEKBER DAĞI VE SARI GELİN TÜRKÜSÜNÜN ÖYKÜSÜ

Ah Allahuekber Dağı Ah! Senin bağrında nice şehitler yatmaktadır! Aşağıda öyküsü anlatılan “Sarı Gelin” Türküsü kahramanlarının yanı sıra yaklaşık kırk bin “Sarıkamış Harekatı Şehitlerinin”(bakınız) kanları ile sulanmıştır. Kuzey yamaçları sık sarı çam ormanları ile kaplıdır. Ağaç deyip geçmeyin her çamda,her ağaçta şehitlerimizin kanları , canları vardır. Belki de böyle sık oluşlarının sebebi şehitlerimizi doğal afetlerden korumak,yetkililerin yapamadığı kol-kanat germek içindir.O kuzey yamaçlara “Çanakkale Şehitliğinde “ olduğu gibi anıt mezarlar yapılmalı, şehitler yattığı yerde şanına uygun anılmalıdır.

Şimdi gelin Sarı Gelin Türküsünün öyküsünü görelim:

(Şenkaya Gazetesi- Sahibi : Hüseyin Köycü -Sayı 4-1 Eylül 1950-Sayfa 4)

San’adan gelme olduğu anlaşılan San’ani adında bir mürit  kendisinin Abdülkadir’i  Ceylanı Hazretlerinden darılarak seyahate çıkmış Oltu’ya gelmiş.Rivayete göre Oltu’da metfun ve Mısır’dan geldiği anlaşılan meşhur  Mısrı Zennunla birleşerek şarka doğru geliyorken  şimdi Şenkaya İlçesine bağlı olan  Penek’ te bir hükümdarın oturduğu Şatoya (bakınız) gitmek istemişler.Önlerine gelen Penek Çayını geçeceklermiş her halde,Mısrı Zennuni San’an dan kıdemli olacak ki suyu geçmek için San’an arkasına binmeyi arzu etmiş  olup San’an ı bu arzuyu kabul etmemiştir.

Mısrı Zennun darılarak bedduasında  (Beni almadığın omuzlarına domuz yavrularını alasın) demiş ve oradan Oltu’ya dönmüş.

San’ani suyu geçerek o gece Hükümdarın misafiri olmuş Hükümdarın kızı ile tesadüfen bir bakışında aşık olmuşlar…….

(Şenkaya Gazetesi-Sahibi : Hüseyin Köycü-Sayı 5-1 Ekim 1950-Sayfa 2 sütun 4)

Şeyihler hayretle San’aniye bakarken  Sanani’de bir taraftan bu arkadaşları ile olan eski hatıralarını sinema şeridi gibi gözünün önüne alıyor diğer taraftan sevgilisine olan bağlılığını neticesi olarak oradan ayrılmayacağı  fikrini güdüyordu.

Şeyihler San’aniyi götürmeye Abdulkadir’i Ceylani’den kati emir aldıklarını söylediler. San’ani ise bu emre hazır olduğunu söylemekle beraber  sevgilisinden de ayrılamayacağını ve imkanı olursa berber götüreceğini söyledi.Müşavere ettiler kararları şu oldu: O gece orada bulunan (500) şeyh bekleyecek San’anı  gece sevgilisini beraber alarak onlara iltihak edecekti.Gece durumu kıza söyledi uzun boylu münakaşalardan sonra zaruri olarak kız da bunu kabul etti ve gece yarısında yola çıktılar. Şeyihlerle beraber Allahuekber Dağı istikametinde yürüdüler. Sabahtan durumdan haberdar olan hükümdar derhal çokça müsellah atlı bunların takibine çıkardı.

(Şenkaya Gazetesi-Sahibi : Hüseyin Köycü-Sayı 6-15 Aralık 1950-Sayfa 2 sütun 2)

Şeyh San’anı ve hükümdarın kızı kol kola tutuşarak yürülerken saadetlerinden emindiler.500 şeyh bunları Abdulkadiri Ceylaniye salimce götürmek için her türlü fedakarlığı göz önüne almıştılar.

Hükümdarın cellatları ise hükümdarın emrini yerine getirmek için kan  içmeye hazırdılar.Penek Çayını takiben yürüdüler. Bardu Suyu ile Kosor suyunun  geldikleri zaman  şeyihlerin izlerini kaybettiler. Bütün köyleri araştırarak Ayıdere denilen vadide toplanmaya ve bu suretle şeyhleri izlemeye  karar verdiler.

Allahuekber Dağının şımal eteklerinde ve bugünkü Şenkaya kasabasının yakınlarında havalinin en büyük köyleri ve en faydalı ormanları vardır.Serapa ormanlık olan bu köyler Eğitkom,Ersinek,İğnaki,Nazıvans,Zadgerek,Dığaskor ,Pager ,İsidere,Vağaver köyleridir.

Hükümdarın atlıları bu köyleri taramışlardı.

Şeyhler ise sımsıkı ormanlardan  geçerek Allahuekber Dağının zirvesine doğru yürüdüler. Atlılar köyleri taradıktan sonra Ayıdere denilen vadide toplandılar. Bu dereye neden Ayıderesi adı verilmiştir.Rivayete göre hükümdarın atlıları o gün bir ayı ile karşılaşıyorlar.

(Şenkaya Gazetesi-Sahibi : Hüseyin Köycü-Sayı 7- 1 Ocak 1951-Sayfa 2 sütun 2)

O ayı bir arslan kesilerek atlıların üzerine saldırıyor.Allahuekber istikametine gitmelerine engel oluyordu.

Uzun boylu mücadelerden  sonra ayı öldürülmüş ve atlılar şeyhleri takibe devam etmişler.

Gavurlar Ayı derenin bitiminde ki ormanların kenarına çıkınca; Seyhi Sen’ani ve sevgilisi şeyhlerin önlerinde oldukları halde Allahuekber Dağının zirvesine çıkmak üzere idiler.

O,gavur atlılar ki zulümkar efendilerinin emri altında her türlü cinayetlere alışmışlardır. O, alçaklar  ki:Hala azametini muhafaza eden şatonun inşasında muhitteki köylüleri köle gibi çalıştırmışlardır. O köpekler ki: Efendilerinin işareti ile halkın malını,canını,iffetini ayaklar altına almışlardır.Bunu bilen kız atlıların hücumlarını görünce vahşetin dehşetini gözünün önüne getirdi. Ölümünün yaklaştığını anladı. Son dakikalarında Sen’aninin koltuğuna sokularak aşıkının terlerinden koku almaya çalışıyordu.

(Şenkaya Gazetesi-Sahibi : Hüseyin Köycü-Sayı 8-1 Şubat 1951-Sayfa 2 sütun 1)

Hükümdarın pis ruhlu ,canavar terbiyeli atlıları Ayıdere’ nin bitiminden Allahuekber Dağının kellesine doğru hücuma başladılar.

Bütün şeyhler ,Şeyhi Sen’ani ve kızın bu kuvvetin önünde kaçmaktan başka çareleri kalmamıştı. Allahuekber zirvesine çıkıp güney taraf kaçmaya gayret ediyorlardı.

Silahlı ve zalim atlılar Allahuekber’ in tam kellesinde kavuştular.Şeyhlerin bazılarında birer teber..bazılarında ise birer asadan başka silah yoktu.Dağın üzerinde mevcut taşlardan dan istifadeye çalıştılar.Bu suretle epey müddet mukavemet ederek  gavurları yaraladılar ve bazılarını öldürdüler.En son takatleri kesildi ve mağlup oldular. Hepsi orada şehit düştüler.  Allahuekber Dağındaki meşhur ziyaret ve işte bu şeyhlerin ve hükümdarın kızının mezarıdır.  Bu ziyarete her sene köylerden ziyaretçiler gelir.

  • Derler ki son nefeslerinde “Allauekber “ diyerek şehit olmuşlardır. Allahuekber Dağı’da işte adını buradan almıştır.
  • Penek Kalesi  O zamanlar Gürcü Krallığına bağlıydı.Daha sonraları ayrılan Hristiyan -Kıpçak Atabekler Devleti hüküm sürmüştür (bakınız? Sarı Gelin Türküsünün öyküsünün buraya dayandığı söylenir.Her ne kadar olayın geçtiği tarihte Atabekler Gürcü Krallığından ayrılmamış iseler de 1018-20 yılından beri devletin önemli noktalarında bulunuyorlardı. Kıpçak Türkleri sarısın ve çeviktirler. Müslüman Şeyh San’an Hristiyan sarışın Penek Beyinin Kıpçak Türk kızı olarak düşünülen kıza aşık olur. Ve “Sarı Gelin “Türküsü dilden dile dolaşır.

Atabek(g)ler Devletinin Hükümdarının kızına mı (bakınız), yoksa Penek Beyinin  kızına mı aşık olduğu (bakınız) tam olarak bilinmez ama şurası belli ki ikisinden birinin kızına aşık olur.

TÜRKÜNÜN SÖZLERİ

Erzurum çarşı pazar leylim aman aman
Leylim aman aman leylim aman aman suna yarim

İçinde bir kız gezer oy nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

Elinde divit kalem leylim aman aman
Leylim aman aman leylim aman aman suna yarim

Katlime ferman yazar ay nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

Seni vermem ellere leylim aman aman
Leylim aman aman leylim aman aman suna yarim
Niceki bu canımsa ay nenen ölsün sarı gelin aman
Sarı gelin aman sarı gelin aman suna yarim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir