Sarıkamış Harekatı

SARIKAMIŞ HAREKETİNDE ERSİNEK KÖYÜ

Bu bilgiler; Sarıkamış Hareketinde yaşanan, bazı kaynaklara göre 90.000,bazılarına göre 60.000 askerimizin donarak şehit olduğu ,Allahuekber Dağı’nın kuzey eteğinde bulunan ve olayın yaşandığı Ersinek (Ormanlı ) Köyü’nde yaşamış bir kaynaktan alınmıştır.(Olayı bizzat görmüş,yaşamış köylü tanıkların naklettikleri bilgilerdir.) Belgesi bulunmamaktadır.Harekat planına göre 10.Kolororduya bağlı birlikler Oltu üzerinden bir Rus Birliğini de kovalayarak Penek,Kosor Köylerinden Allahuekber Dağı’nın kuzey yamacında bulunan Ersinek (Ormanlı ) Köyü’ne varırlar.Köy halkı yöreyi iyi tanıdığından bu mevsimde dağı aşmanın zor olduğunu söylerler.Bu güzergahtan vazgeçilmesi için komutanlara yalvarırlar.Harekatın başka bir güzergah üzerinden yapılmasını önerirler. Aylardan Zemheri. Hava oldukça soğuk ve bölgede çok kar bulunmaktadır. Allahuekber Dağı’nın zirvesinden yazın bile kar eksik olmamaktadır. Komutanlar köylüleri dinlemez.Harekât başlar. Kar yağmaya devam ederken bir de tipi-boran başlar.Askerler kar yağışı,tipi-boranla mücadele ederek yoluna devam etmeye çalışır.Kuytu yerlere,yöredeki Ersinek Köyü Yaylasındaki damlara sığınmaya çalışırlar.Sonuç bilinen vahim sonuç. Her biri bir yerde donarak şehit olurlar. Buna rağmen kalan birlikler, 27 Aralık’ta Selim yakınlarına ulaşarak Sarıkamış-Kars demir yolunu tahrip ederler.İlkbaharda yayla mevsimi gelince Ersinek Köylüleri yaylaya çıkarlar.Bir de ne görsünler yayla damlarının içi şehit cenazeleri ile dolu. Şehitlere saygı olsun diye eski yaylarını terk edip,başka bir alanda kendilerine yeni yayla edinirler.Tüm şehitlerimizi bir daha rahmet ve minnetle anıyoruz.

SONRADAN İLAVELER (Hiçbir değişiklik yapılmadan eklenmiştir)

Kemal Erkmen bildiriyor: Anneannem ,şenkaya (örtülü köyunden) annem 6 kardeşin en küçüğü 90 yaşında hayata, ben 70inde yim.
İlkmekte dedemden bizzat dinledim.60larda köyüm egitkom. (doganköy) 10- 12 yaşlarında ALLAH’Ü EKBER in tepesine çıktım. Kuzeydoğu yamaçlarında (gindoğlu deniyordu o bölgeye) çayır biçtik. Karin altından akan sular içtim.
Maalesef ersinekli (komşu koyümuz) köylüleri dinlememişler.
Eylül sonlarında Rahmetli Amcamlar bir gurup kaçak Oyuze kereste götürmüşlerdi. Dönerken Allah-u EKBER eteklerinde kosorun yaylasında kara tipiye tutuşmuşlardı. Canlarını yayla evine atarak mahsur kaldılar can pazarı yaşadılar.Firtina dinince gece canini tehlikeye atan Rahmetli Halil dayı karda sürünerek köye ulaştı. Köylü TOPTAN hareket ederek yaya ÜÇ saatlik yürütmeyle kurtula bildiler.
O ayda eylül sonunda bile aşılmaz olurdu.
Maalesef çok büyük hata ettiler
“”” TÜM ŞÜHEDA İ VATANİN RUHU ŞAD MEKANLARİ CENNET OLSUN. İNŞAALLAH…Nevzat Akay bildiriyor:Hocam aynen anlattiğıniz gibi hala Baş yayla dediğimiz ALLAHHEKBER DAĞININ DİBİ BÜYÜK ÇUKUR MEFKİ YAYLA EVİNİ KAZDIĞINIZ ZAMAM ŞEHİT VE ASKERİ MALZEME SÜNGÜ SİLAH MATARAYA RASTLANIYOR

Adil Akkurt bildiriyor:

Ormanlı köyü Ersinekte Asker 2 gün konaklar evlerde ahırlarda komlarda mereklerde Askerlerin altlarına ot saman eski hasırlar serilerek büyük baş hayvan kesilerek konaklamıştır Köylülerin ısrarlı olmalarına rağmen Asker 3.gün Köylülerin yardımı ile datmeri ormanının üstüne kadar yardım ve kolculuk ederek giderler Köylüleri oradan geri köylerine gönderirler kısa bir süre sonra kâr tipi başlar askerler yaylalara kayalara sığınmaya başlarlar Kaynak Kurmay Albay Muhittin Müderrisoğlu kitabı Sarıkamış ve Bozgun adlı kitap .

SARIKAMIŞ HAREKATI ANILARI

9. Kolordu Kurmay Başkanı Yarbay Köprülülü Şerif İlden, şahit olduğu manzarayı şöyle anlatıyordu:

…En nihayet dağa çıktık. Bizi çok geniş ve uçsuz bucaksız sanılan bir kar yaylası karşıladı. Pek yorulmuş ve takatsiz düşmüştük. Tam yayla üstünde keskin bir rüzgâr ve şiddetli bir tipi başladı. Bu andan itibaren göz gözü görmez oldu. Kimsenin kimseye yardım etmesi ve hatta söz söylemesi, sesini işittirmesi imkânı kalmadı. Uzun, sonsuz denecek kadar uzamış olan yol kolu dağıldı. Herkes kendi canının derdine düştü. Asker enginlerde, dere içlerinde, orman bucaklarında, nerede bir kara nokta, dumanı çıkan bir ocak gördüyse oraya saldırdı ve kolordu çözülüp eridi… Subaylar çok uğraştılar, fakat kimseye söz işittirmek gücü kalmamıştı. Hala gözümün önündedir; yol kıyısında karların içine çömelmiş bir er, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyor, tırnaklarıyla kazıyordu… Kaldırıp yola götürmek istedim. Er önceki hareketlerini hiç bozmadı ve beni hiç görmedi. Zavallı cinnet geçiriyordu… Böylece şu uğursuz buzullar içinde biz belki 10.000’den çok insanı bir günde karların altında bıraktık ve geçtik…

Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış’ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş:

“İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar… İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler… Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda…Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah’larına teslim olmuşlardı.”

SARIKAMIŞ HAREKATI (10.KOLORDU)

Kantarın Sırtı’nda oturup karşıya ta uzaklara baktığımda;Buğulu orman okyanusu ilerisinde Şenkaya’nın göğsüne takılmış bir gerdanlık gibi duran Allauekber Dağlarına dalar giderdim.

Şenkaya’dan başlayan yeşil sarıçam orman kuşağı Karınca Düzlüğünde kıvrılarak Kaymak Dağı’ndan ta buralara kadar uzanır.3120 metre rakımlı Dağ silsilesi sanki diğerlerine çalım satıyor.Haklı.Çünkü bağrında, Anadolu’nun her yöresinden gelerek şahadet şerbeti içen vatan evlatlarını,Sarıkamış Hareketi 10.Kolordu yiğitlerini barındırıyordu.Kulaktan dolma veya zamanı yaşayanların anlattığı bilgilerle de olsa Allahekber faciası hakkında bir çok hikaye duymuştuk.Allauekber Dağının adını nereden aldığına dair bir çok efsane de anlatılırdı.Bunlardan biri şöyle;Eskiden Penek Kalesinde yaşayan hükümdarın kızı domuz çobanına aşık olur.Bunu duyan çoban da kıza aşık olur.Hükümdar duyunca çoban ile kız birlikte dağa kaçarlar.Hükümdarın askerleri onları bulur,direnmelerine rağmen önce kızı sonra çobanı öldürürler.Çoban ölürken son olarak ağzından ‘’Allahuekber’’çıkar.Bundan sonra dağın adı Allahuekber olarak anılır. Burada, Enver Paşa’nın hazırladığı Sarıkamış Hareketinin ikinci ayağına değinilecektir. 1914 yılının Kasım ayında Ruslar Erzurum yakınlarındaki (Erzurum’a 60 km) Azap ve Köprüköy’e saldırdılar.Saldırıyı 3. Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa püskürtür ve Rus ordusunu dağıtır.Harekatın amacı, dağılan Rus ordusunu tamamen yok edip, Bakü petrollerine ulaşmak ve Alman İmparatorluğu’nun sanayi ihtiyacını karşılamaktı. Aynı zamanda Ayestefanos Antlaşması ile Ruslara bırakılan Batum, Ardahan ve Kars’ı geri almaktı.Bu sebepler 19 Aralık 1914 yılında dönemin Başkomutan Vekili olan Enver Paşa “Sarıkamış Harekatı” planını kurmaylarına sundu. Hareket planının bu ayağına göre , 10.Kolordu Tortum,Ardos,Oltu,Penek, Kosor yönünde ilerleyip,Kosor’dan sonra Vadinin güneyinde uzanan 3120 rakımlı Allahuekber Dağını aşarak, Sarıkamış’ta bulunan Rus ordusunu arkadan vurmaktı.Bu güzergâh Kosor Nahiyesine kadar, bölgenin diğer yerlerine göre,az kar yağar ve biraz ılıman geçer.Fazla kar tutmaz.Buranın bir bölümü için kaloriferli yol denilir.Bu nedenle Kolordu Kosor’a yanı dağa tırmanıncaya kadar soğuktan dolayı herhangi bir problemle karşılaşmaz.Allahuekber Dağı, rakımından da anlaşılacağı gibi yüksektir.Çok kar yağar.Zirvesine doğru tipi ve boranlar olur.Isı sıfırın altında -30 derecelere kadar düşer.Ordu Kosor’a geldiğinde yöreyi bilenler komutana önerilerde bulunarak, bu mevsimde dağın aşılmasının imkansız olduğunu söylerler.Yalvarırlar.Başka yollar önerirler.Bütün bunlara rağmen planlandığı gibi dağa tırmanılır.Askerler çölden gelmiştir.Üstelik üstlerinde yazlık üniformalar vardı. Tırmanış 19 saat sürer. Oltu Müfrezesi’nin peşine takılarak hiç gerek yokken sarp dağlara doğru sürüklenen bu kolordu, Allahuekber Dağı’nda çok büyük bir zayiat verdi.Fırtına çadırlarını yıktı. Dağı aşarak, güney yamaçlarındaki Beyköy ve Başköy’e ulaşabilenlerin sayısı 3200 kişiden ibaretti. İçlerinden birçoğunun ayakları donduğundan %20’si iş göremez haldeydi. Geriye kalanlar soğuğa ve tipiye dayanamayıp genellikle donarak şehit olmuşlardı. Buna rağmen bu birlikler, 27 Aralık’ta Selim yakınlarına ulaşarak Sarıkamış-Kars demiryolunu tahrip ettiler. Hareket sonunda aşırı soğuk ve açlık yüzünden, hedef ele geçirilemeden, 5 Ocak 1915’de sona erdi.Yıllarca yörede facianın yaşandığı yaylarda Sırf şehitlere saygı duydukları ve ruhlarını incitmemeleri için insanlar yayla evlerine giremediler.Halen acıları ve üzüntüleri yüreklerdedir. Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığına göre hareket sonunda; Osmanlı kayıpları 60.000 ve Rus kayıpları ise 30.000’dir. Savaşın en hazin kısmı ise Osmanlı kayıplarının bir çoğunun Rus’lar ile yapılan çarpışmalarda değil de ağır soğuk hava koşulları yüzünden olmasıdır. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. 5000 kişi civarında esir alınmıştır. Bunlar tahmine göre Kırım’da, domuz çiftliklerinde çalıştırılarak ve aç bırakılarak ölmüşlerdir.Sarıkamış’ta dondurucu soğuk altında askerlerimizin durumunu Kurmay Subay Şerif Bey “Sarıkamış” adlı kitabında şöyle anlatıyor:”Yol kenarında karların içinde çömelmiş bir asker, bir yığın karı kollarıyla kucaklamış, titreyerek, feryat ederek dişleriyle kemiriyordu. Kaldırıp yola sevk etmek istedim. Beni hiç görmedi.Zavallı çıldırmıştı. Bu suretle şu lanetli buzullar içinde biz belki on bin kişiden fazla insanı bir günde karların altına bıraktık ve geçtik”.Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkan Vekili Dük Aleksandroviç Pietroviç Sarıkamış’ta gördüklerine anılarında şöyle yer vermiş: “İlk sırada diz çökmüş 9 kahraman. Mavzerleriyle nişan almışlar, tetiğe asılmak üzereler ama asılamamışlar… İkinci sırada cephane taşıyanlar var, sandıkları bir avuçlamışlar ki, kainattan hırslarını almak istiyor gibiler. Öylesine kaskatı kesilmişler… Ve sağ başta Binbaşı Nihat. Dimdik ayakta, başı açık, saçları beyaza boyanmış, gözleri karşıda…Allahuekber dağlarındaki son Türk müfrezesini teslim alamadım. Bizden çok evvel, Allah’larına teslim olmuşlardı.”RUHLARI ŞAD OLSUN.SAYGI İLE ANYORUZ.

 IX. KOLORDU’NUN BARDIZ’DAN SARIKAMIŞ’A YÜRÜYÜŞÜ

İşte ordu tam olarak aşağıda görüldüğü gibi yürüdü. Harekatın başlangıcı 25 Aralık 1914 saat 7:00. Önce 85. Alay öncüleri Bardız’dan güneye Akmezar Dağı’na (Bu günkü ismi Köroğlu) doğru yürüdüler. Sonra 86. Alay öncüleri onları geçti. 4 km sonra yaylaya çıkıp Malakan Komu’na yaklaşınca ileri gidemeyeceklerini anladılar ve kılavuzun isteğiyle ordu doğuya dönüp Kızılkilise’ye gitti. Kızılkilise’den hemen güneyindeki diğer Malakan Komu var! (Haritaya Malakan Yaylası olarak işaretledim, karışıklığı önlemek için). Malakan Yaylası’ndan güneye doğru yürüyüp Kızılçubuk girişinde olan Bardız Geçidi’nde Ruslar ile çarpışan 86. Alay orayı geçip Çerkezköy’e saldırdı, fakat başarılı olamadı ve Yağmurludağ-Turnagöl sırtlarına çekildi. Ardından gelen 87. ve 85. Alaylar gece yarısına doğru Turnagöl’e geldiler. İşte hepsi bu. Bu üç alay da 29. Tümen’in alayları. 17. Tümen’in alayları ve 28. Tümen’in alayları 26 Aralık’ta Turnagöl’e geldiler. Bu anlattıklarım noktasından virgülüne kadar doğru. Ancak diğer kitapları okuyunca asla anlayamazsınız. Çünkü onlarca hata yapmışlar. 1- Malakan Komları üzerine (İki Malakan Komu var) 2- Kızılkilise’nin yeri üzerine (Kaynak’ın 3 km güneyinde) Kızılkilise’yi Kızılçubuk sananlarda var. Bu işin erbabı olduğunu söyleyip üzerine kitap yazan bir doktor dahil. 3- Olayı tümenler üzerinden anlatmışlar. Bu çok yanlış 4- Bardız Geçidi’nin yerini araştırmamışlar 5- Ahardahar Geçidi nerede bilmiyorlar, bahsi bile geçmemiş. Kitapları yazanlar Kızılkilise’ye gidip, sonra Malakan Komu’na yöneldik derken sanki Bardız’ın altındaki Malakan Komu sanıyorsunuz. Önümüze bir dağ çıktı, makineli tüfek ile üzerimize ateş açıldı diye anlatıyorlar. Siz sanıyorsunuz ki bu dağ Camdar veya Yağmurludağ’dan biri. Oysa orası Bardız Geçidi’nin güneyindeki tepe. Bugünkü ismi Makineli Tüfek Tepesi, ismini o gün yapılan savaştan almış. Ruslar iki makineli tüfek ile 86. Alay’ı orada karşılıyorlar. Savaş 2 saat sürüyor. 86. Tümen orayı geçiyor ve gece yarısına kadar Ahardahar Geçidi güneyinde, Çerkezköy’de (Bugün Yukarı Sarıkamış) Ruslar ile savaşıyor. Osmanlılar Sarıkamış’ı tam Bardız Geçidi güneyinde sanıyorlar, oysa 7 km daha güneydoğuda. Hazırladığım haritaları ismimi silmeden kullanabilirsiniz. (Melih Özdilİn tarih sayfasından alınmıştır)

Sarıkamış Harekatı” için 2 yorum

  • 5 Ocak 2020 tarihinde, saat 18:56
    Permalink

    Ormanlı köyü Ersinekte Asker 2 gün konaklar evlerde ahırlarda komlarda mereklerde Askerlerin altlarına ot saman eski hasırlar serilerek büyük baş hayvan kesilerek konaklamıştır Köylülerin ısrarlı olmalarına rağmen Asker 3.gün Köylülerin yardımı ile datmeri ormanının üstüne kadar yardım ve kolculuk ederek giderler Köylüleri oradan geri köylerine gönderirler kısa bir süre sonra kâr tipi başlar askerler yaylalara kayalara sığınmaya başlarlar Kaynak Kurmay Albay Muhittin Müderrisoğlu kitabı Sarıkamış ve Bozgun adlı kitap

    Yanıtla
    • 5 Ocak 2020 tarihinde, saat 21:34
      Permalink

      Paylaştığınız bilgiler için teşekkür ederiz,

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir