Şifalı Bitkiler-Sağlık

ÖNERİLER BESİN TAKVİYESİDİR.İLAÇ DEĞİLDİR.

ENGİNAR VE ENGİNAR SUYUNUN FAYDALARI

İçeriğinde bulunan C, A ve B vitaminleri ile fosfor, manganez, demir, potasyum ve kalsiyum mineralleri ve antioksidanlar tarafından oldukça zengindir. Bu sebeple fazla faydası bulunur. Safra kesesi ve karaciğerde biriken alkol, nikotin ve yağın atılabilmesini kolaylaştırır. Safra kesesi hastalıklarını giderir. Atardamarlarda kireçlenme oluşumunu önler. Romatizmal hastalıklara iyi gelir. Afrodizyak etkisi ile cinsel gücü ve isteği arttırır. Ateş düşürücü etkisi bulunur. Vücut direncini arttırır ve ishale fayda sağlar. İştah açar. Kanı temizleyerek toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar.

Bağırsak, böbrekler, safra kesesi ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını sağlar. Kalp damar hastalıklarının tedavisine yardımcı olur. Beyin yorgunluğuna iyi gelmektedir. Kolesterolü düşürür ve kan şekerinin dengelenmesini sağlar. Prostat, meme ve rahim ağzı kanserlerini önleyici etkisi bulunur. Kalp ve damar sisteminin sağlığını koruyarak damar sertliğini önler ve kalp kasının güçlenmesini sağlar. Hücrelerdeki yıpranmanın önüne geçerek, yaşlanmayı geciktirmektedir. Böbreklerin çalışmasını düzenler ve idrar söktürücü etkisi bulunur.

Enginar suyu nasıl kullanılır?

Enginar suyu elde edebilmek için öncelikle taze enginarlar seçilmelidir. Taze enginar suyunda da besin değerleri kaybolmadan kalabilir. Yıkanan enginarlar saplarından ayrılır ve uç kısımları da temizlenir. Yaprak araları iyice kontrol edilerek yıkanmalıdır. Orta boy olan bir tencere içerisine temizlenen enginarlar yerleştirilir. Yaklaşık olarak bir litre içme suyu üzerine eklenir. Kısık ateşte 20 dakika boyunca kaynatılır. Kaynamış olan enginarların altı kapatılır ve kapağının kapalı olduğundan emin olunup demlemeye bırakılır. Bir süre demlenen enginar suyunu ister soğuk ister sıcak tüketmek mümkündür.

Enginar suyunun fazla olması halinde buzdolabında birkaç gün kadar bekletilmesi uygun olur fakat sürenin uzaması halinde bu su kullanılmamalıdır. Hazırlanan enginar suyunun fazla tüketilmesi halinde bağırsakların fazla çalışmasına ve ishal olmaya bir etkisi olur. Fakat kahvaltılar ve öğle yemeğinden hemen önce birer fincan kadar tüketilmesi gerekir. Bu uygulama üç hafta boyunca sürdürülür. İstenildiğinde ise daha uzun bir süre kullanılmaya deva edilebilir. Büyük miktarlarda yapılması halinde ise enginar suyu bir hafta kadar buzdolabında bekletilebilir. Fakat bir haftayı aştığı takdirde enginar suyu kullanılmamalıdır.

Kefir Nedir?

Keçi veya inek sütünden özel bir maya mantarıyla yapılan, tadı ayrana benzeyen, ekşimsi bir içecek olan kefir, kuzey Kafkasya kökenli bir fermente süt ürünüdür. Rusça da “keyif veren” anlamına gelen kefir, birçok hastalığın tedavisinde kullanılır ve içerisinde yüksek derecede B12 vitamini, kalsiyum, magnezyum, K2 vitamini, biotin, folik asit, enzimler ve probiyotik bulundurur.

 Kefirin Faydaları Nelerdir?

Evde yapılan kefirde 77 adet yararlı probiyotik bulunduğunu bilinmektedir. Mucizevi içecek kefirin, ev yoğurdu ile karıştırılarak da içilebileceği gibi, yayla çorbası veya cacık yapımında da kefir kullanılması öneriliyor. Sık sık tüketilmesi tavsiye edilen kefirin faydaları saymakla bitmiyor;

  1. Sindirim sistemini düzenler.
  2. Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler.
  3. Sinir sistemini güçlendirir.
  4. Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  5. Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci artırır.
  6. Bağırsakları çalıştırır.
  7. Kronik yorgunluğu giderir.
  8. Stresi azaltır, sakinleştirir.
  9. Kolesterolü düşürür.
  10. Sinirsel depresyonu ortadan kaldırır.
  11. Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler.
  12. Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler.
  13. Karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirir.
  14. Kansızlığı önler.
  15. Kan bozukluğunu giderir.
  16. Tırnakların sağlıklı kalmasını sağlar.
  17. Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir.
  18. Egzama ve benzeri deri hastalıklarına iyi gelir.
  19. Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar.
  20. İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder.
  21. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.
  22. Safra kesesi ve böbrek hastalıklarına iyi gelir.
  23. Sağlıklı bir beslenme için önemlidir.
  24. Kilo kontrolüne yardımcı olur.
  25. Kemiklerin, dokuların ve kasların gelişimini olumlu etkiler.
  26. Vücudun gelişmesi için gerekli olan vitamin, mineral ve protein desteğini sağlar.
  27. Aşırı çikolata, şeker ve sakız tüketen çocukların sağlık risklerini azaltır.
  28. Diş çürüklerini önler.
  29. Şekerin özümlenmesini sağlar ve şekeri enerjiye dönüştürür.
  30. İştah açıcıdır.
  31. Beslenmeye güçlü destek oluşturur.
  32. Asabi hastalıklarda rahatlatıcı görevi görür.
  33. Vücudumuz için büyük önemi olan fosfor mineralini içerir.
  34. Kabızlığa karşı etkilidir.
  35. Görme yetisini güçlendirir.
  36. Kesiklerin ve yaraların hızla iyileşmesini sağlar.
  37. Zeka gelişimine önemli katkı ve zihinsel aktiflik sağlar.
  38. Astım ve alerjiye karşı direnç oluşturur.
  39. Sağlıklı bağırsak florasını destekler.
  40. Çocukların büyümesinde doğal koruma ve güvenli beslenme sağlar.
  41. Böbrek taşı rahatsızlıklarını giderir.
  42. Vücudu ağır metal, tuz ve alkol gibi maddelerden temizler.
  43. Kanser hücrelerinin büyümesini engeller.
  44. Ülser rahatsızlığına iyi gelir.
  45. Vücut fonksiyonlarını düzene sokar.
  46. Gastrit tedavisinde kullanılır.
  47. Mantara iyi gelir.
  48. Yüksek tansiyonu düşürmede etkilidir.
  49. Kan damarlarını temizler
  50. Kalp rahatsızlıklarını giderir.
  51. Kolon kanserini önler.
  52. Pankreas sorunlarına karşı direnç sağlar.
  53. Vücut direncini artırır.
  54. Diş hastalıklarının şikayetlerini gidermeye yardımcıdır.
  55. Karaciğer hastalıklarına iyi gelir.
  56. Safra kesesi taşlarının dökülmesini sağlar.
  57. Tümör büyümesini önler.
  58. Metabolizmayı çalıştırır.
  59. Kilo vermeye katkı sağlar.
  60. Saçı canlandırır.
  61. Akne ve sivilcelere iyi gelir.
  62. Vücutta oluşan bakterileri korur.
  63. Yaşlanma etkilerini geciktirir ve genç kalmaya yardım eder.
  64. Diş eti hastalıklarını tedavi eder.
  65. Yağ asidi seviyesini düşürür.
  66. Folik asit üretimine yardımcıdır.
  67. Bağırsak hareketlerini düzenler.
  68. Şişkinliği azaltır.
  69. Boğazda oluşan iltihapları giderir giderir.
  70. Enflamatuvar hastalıklara karşı etkilidir.
  71. Alerjiye iyi gelir.
  72. Sindirim sisteminde bulunan mikrofloranın korunmasını sağlar.
  73. Dikkat eksikliğini giderir.
  74. Uyku sorununa iyi gelir.
  75. Migrene iyi gelir.
  76. Depresyon sürecinde kullanılır.
  77. Mide gazını azaltır.
  78. Kırışıklıkları azaltır, cilde gerginlik kazandırır.
  79. Gut haslığını tedavi edici özelliği vardır.
  80. Romatizmal rahatsızlıklara iyi gelir.
  81. Vücudu tonksinlerden arındırır.
  82. Huzursuz bağırsak sendromuna iyi gelir.
  83. Ağız kokusunu iyileştirmeye yardımcıdır.
  84. Regl döneminde oluşan mide kramplarına iyi gelir.
  85. B3, B6 ve vitaminlerinin üretimine yardımcı olur.
  86. Protein alımını ve sindirimini sağlar.
  87. Beynin nöro-foksiyonlarını geliştirir.
  88. Bronşite iyi gelir.
  89. Cinsel isteği arttırıcı etkisi vardır.
  90. Soğuk algınlığına iyi gelir.
  91. Kansızlığa iyi gelir.
  92. Genç kalmayı ve uzun yaşamayı sağlar.
  93. Enerji verir.
  94. Antibiyotik kullanımını destekler.
  95. Vücuttaki iyi bakterileri korur.
  96. Şişkinliği azaltır.
  97. İshale iyi gelir.
  98. A, C vitaminleri ve kalsiyum bakımından zengindir. 
  99. İyileşme sürecini hızlandırır.
  100. İlaçların yan etkilerini azaltır.

Kefirin Zararlı Olabileceği Durumlar Nelerdir?

Faydaları saymakla bitmeyen kefirin aşırı tüketiminin zarar verici etkisi olduğu durumlar da söz konusu olabilir. Bu tür durumlarda, kefiri mutlaka doktorunuza danışarak tüketmelisiniz.

  1. Çok nadiren de görülse, kefir, bağırsak, mide krampları ve kabızlığa yol açabilmektedir.
  2. Kefir, AIDS ve benzeri türde bağışıklık hastalıklarından muzdarip kişiler için de zararlı olabilir. Bu tip hastalıklar genelde zayıf bağışıklık sistemlerinde ortaya çıkabildiği üzere, kefir, aktif büyüyen bakteri ve maya içerir, bu yüzden de maya ve bakterilerin, bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde farklı enfeksiyonlara yol açabildiği bilinmektedir.
  3. Hamile veya emziren kadınların tüketmemesi tavsiye edilmektedir.
  4. Şeker hastalarının tüketmemesi gerekmektedir.
  5. 1 yaşını doldurmamış bebeklere verilmemesi gerekmektedir.

(www.sencard.com.tr/ sitesinde alıntı)

Havva Bati VEGUS SİNİRİ

Bağırsaklarda bulunan vagus siniri direk olarak beyne bağlanıyor. Aslında beyniniz sindirim sisteminizi değil sindirim sisteminiz beyninizi yönetiyor! Peki sağlıklı bir sindirim sistemi için ne yapmalısınız?

1__Mutluluk hormonu serotoninin %95’inin bağırsaklarınızdaki bakteriler tarafından üretildiğini biliyor muydunuz? Bu bakteriler aynı zamanda beyindeki zevk ve ödül merkezini kontrol etmeye yarayan dopaminin de yarısını üretiyorlar!Düşünceleriniz, duygularınız ve hareketleriniz beyninizdeki nöronlar arasındaki iletişimle meydana geliyor. Bu iletişimi sağlayan da serotonin ve dopamin gibi sinir taşıyıcıları. Örneğin iyi veya üzgün hissetmenizi, keyif almanızı veya acı çekmenizi, kızgınlığınızı, konsantrasyonunuzu bu sinir taşıyıcıları düzenliyor.Bu yüzden tıp dünyasında milyarlarca bakteriden oluşan bağırsak florasına ‘ikinci beyin’ adı veriliyor.Sinir taşıyıcılarının büyük oranda bağırsaklardaki bakteriler tarafından üretilmesinin fark edilmesi üzerine sindirim sistemi ve beyin arasındaki bağlantı üzerinde araştırmalar yoğunlaştı ve çok önemli sonuçlar bulundu.Depresyon, saplantı (obsesif-kompulsif bozukluk), otizm, kaygı bozukluğu (anksiyete) gibi rahatsızlıklar barsak florasındaki dengesizliklerle ilişkilendiriliyor.Konuda uzman Dr. Cole ‘’Depresyon, anksiyete gibi rahatsızlıklar için gelen hastaların bağırsaklarında bakteriyel enfeksiyon gösteren laboratuvar sonuçlarına baktığımda neden ilk aşamada sindirim sistemi kontrolü için gelmediklerine hala şaşırıyorum’’ diyor.Yapılan araştırmalarda L. Helveticus ve Bifidobacterium içeren probiyotik destek kullananların depresyon ve anksiyetelerinde azalma görülmüş.

2___Yoğurt, kefir, turşu gibi fermente edilmiş gıdalar tüketin.Fermente edilmiş gıdalar probiyotik olarak adlandırılan iyi bakteriler içerir. Bu gıdalarla beslendiğinizde barsak floranızda iyi bakteri sayısı artar. Probiyotiklerin ayrıca başıklığı güçlendirdikleri ve yediklerinizden daha iyi besin emilimi yapmanıza yardımcı oldukları bilinmektedir.

3___Yerelması, kuşkonmaz, pırasa, soğan gibi inülin içeren besinler tüketin.Bir çeşit lif olan inülin barsaklarınızda sağlıklı bakterilere dönüşür. İyi bakterilerin beslenmesi ve çoğalması için gereklidir.

4___Baklagiller ve patates gibi dirençli nişasta içeren gıdalar tüketinEğer barsaklarınızdaki bakterilere ne yemek istersiniz diye soracak olsanız ilk tercihleri baklagiller ve patates gibi dirençli nişasta içeren gıdalar olur!

5__Muz yiyinMuz barsak floranızı oluşturan bakteriler arasında uyum oluşmasını sağlar. Ayrıca yüksek potasyum ve magnezyum içeriği sayesinde enflamasyonu azaltır.

6___Brokoli, karnabahar, lahana, karalahana gibi sebzeler tüketinBu sebzelerin içerdiği sülfür barsaklarınızdaki iyi bakteriler tarafından parçalanarak enflamasyonu azaltan maddelere dönüştürülür. Yapılan araştırmalarda bu sebze grubunu tüketenlerin barsak kanserine yakalanma riskinin %18 daha az olduğu görülmüş.

7___Hareket edin!İrlanda’da yapılan bir araştırma profesyonel sporcuların bağırsak florasının aynı yapıdaki normal insanlardan çok daha zengin ve sağlıklı olduğunu göstermiş. Fareler üzerinde yapılan başka bir araştırma, hareket sınırı olmayan farelerin bağırsaklarındaki iyi bakterilerin hareket etme sınırı koyulanlardan çok daha fazla olduğunu göstermiş.

8___Uykunuzu alın ve stresinizi azaltın.Bağışıklık sistemini genel olarak etkilediği bilinen yetersiz uyku ve aşırı stres, barsak floranızı da olumsuz etkiliyor. Günde 7-8 saat uyuyun ve stresinizi azaltmanın yollarını arayın.

9___Şeker, aspartam ve basit karbonhidrat içeren yiyeceklerden uzak durun.

Yüksek oranda şeker ve karbonhidrat içeren beslenme şekilleri bağırsaklardaki kötü bakterileri besleyip, çoğalmalarına sebep olurlar.

Aspartamın bağırsak florasında dramatik olumsuz değişikliklere sebep olduğu tespit edilmiş.

Mecbur olmadıkça antibiyotik kullanmayın.

Şifalar diliyorum. ….       

Göz Tansiyonuna Ne İyi Gelir? Evde 12 Bitkisel Çözüm:

Assorted fruit, vegetables, milk and grains, elevated view

1) Domates

  • Göz tansiyonu yaşayan kişilerin gün içinde domatesi çiğ olarak ya da suyunu sıkarak tüketmesi tavsiye edilir.
  • Domates suyu, tansiyon düşüren etkiye sahiptir ve göz tansiyonunu da düşürerek göz sağlığını korur.

2) Bakla

  • Faydaları saymakla bitmeyen bakla, göz tansiyonu için de etkili olmaktadır. Göz tansiyonu şikayeti olanların haftada en az 1 defa bakla tüketmesi önerilir.
  • Baklayı çeşitli şekillerde hazırlayıp öğünlerinize renk katabilir, göz tansiyonunu düşürebilirsiniz.

3) Karabaş Otu

  • Karabaş otu, şifalı bitkilerden biridir. Kaynatılıp bitki çayı olarak tüketildiğinde göz tansiyonu için faydalı olmaktadır.
  • Karabaş otu çayını gün içinde birer fincan içerek göz tansiyonunu dengeleyebilirsiniz.

4) Çörek Otu

  • Yararları otlardan biri de çörek otudur. Çörek otunu peynir ve yoğurt üzerinde tüketebilirsiniz.
  • Dilerseniz düzenli olarak her sabah 1 çay kaşığı kadar çiğneyerek göz tansiyonunu dengede tutabilirsiniz.

5) Havuç

  • Göz sağlığı için önerilen havuç, göz tansiyonu yüksek çıkan kişilerin bitkisel ilacıdır. Gün içinde havuç tüketerek ya da salatalara çiğ halde ekleyerek görme sağlığını kontrol altına alabilirsiniz.
  • Havuç suyunu içerek de göz tansiyonunu dengeleme imkanınız vardır.

Not: Havuç yağa tutunarak kana karışır.Onun için havuç yerken zeytin yağına hafif banarak yemelidir.Eğer dişlerinizde bir problem yoksa her akşam bir havucu zeytin yağına hafif banarak yemelidir.Göz tansiyonum bir ara 20’nin üzerine çıktı.Uzun süre her akşam bir havuç yedim.Çok şükür bir problem kalmadı.

6) Melisa Çayı

  • Melisa çayı kan akışını kontrol eden, damarları gevşeten bir bitki çayıdır. Göz tansiyonu için de önerilmektedir.
  • Şayet göz tansiyonunuz varsa, ölçülü ve düzenli şekilde melisa çayı tüketmeniz önerilir.

7) Ispanak

  • Ispanak C vitamini ve antioksidan maddeleri içeren bir sebzedir. Faydaları arasında tansiyon düşürmek de yer alır.
  • Göz tansiyonu hastalığı olanların düzenli olarak ıspanak tüketmesi önerilir. Ispanak suyu ile sağlıklı öğünler geçirebilirsiniz.

8) Acı Biber

  • Göz tansiyonu olan hastaların hücre onarımını gerçekleştiren acı biber, göz tansiyonu durumunda tercih edilebilir.
  • Vücudun bağışıklık sistemini koruyan acı biber, göz tansiyonunda da iyileştirici özelliğini konuşturacaktır.

9) Keten Tohumu

  • Keten tohumu, faydalı besinlerden biridir. Göz tansiyonu teşhisi yapılan kişilerin keten tohumunu sık sık tüketmesi önerilir.
  • Dilerseniz bir tatlı kaşığı keten tohumunu yutarak göz tansiyonunu kontrol altına alabilirsiniz.

10) Zerdeçal

  • Zerdeçal neredeyse pek çok hastalığın ilacıdır. Şimdi de göz tansiyonundan muzdarip kişilerin devası olmaktadır.
  • Zerdeçallı çay ya da besinleri tüketerek göz tansiyonunu düşürebilirsiniz.

11) Soğan Suyu

  • Göz içindeki basıncı düşürmenin bir yolu da soğan suyu içmektir.
  • Soğan suyunda bulunan antibiyotik etki sayesinde, göz tansiyonu kontrol altına alınır ve görme duyusu güçlenir.

12) Rezene

  • Bitki çayları listesinde adı sıkça geçen rezene, göz içinde oluşan yüksek basıncı düşürür. Görme alanını genişletir.
  • Tanılı bir göz tansiyonu hastalığınız varsa; düzenli olarak rezene çayı tüketebilirsiniz.

(Alıntı: www.nefisyemektarifleri.com/blog/goz-tansiyonuna-ne-iyi-gelir/)

Doğal Anti-Aging: Yaşlanma Karşıtı Yiyecekler

İşte sizi genç tutacak 9 yiyecek!

1. Kabuksuz meyveler (vişne, çilek, kızılcık, yaban mersini, ahududu, böğürtlen)

Kabuksuz meyveler antioksidan bakımından zengindir. Antioksidanlar; örneğin antosiyaninler ve flavonollar hücre sağlığını destekler ve hastalıklara karşı korur. Antosiyaninler, çoğunlukla böğürtlende bulunur ve kanser, diyabet gibi hastalıklardan korunmanıza yardımcı olurlar.

Vişne ya da mor erik gibi koyu renkli meyveler ise en iyi anti-aging özelliğe sahip besinlerin başında gelir; çünkü yoğunluk olarak diğer meyvelerden daha çok antioksidan barındırırlar. Bazı çalışmalara göre yaban mersini, parkinson gibi sinirsel hastalıkları yavaşlatıcı özellik gösterir, hafızayı güçlendirir, kanser hücrelerinin gelişimini engeller. Ayrıca bu meyveler mükemmel vitamin kaynaklarıdır. Bolca C vitamini içerirler. C vitamini, hasarlı vücut dokularını yeniler ve deri kanserini önleyici özelliği vardır.

2. Bitter çikolata!

Yaşlanmanın en büyük etkisi cildimizde görülür. UV ışınlarınlarına maruz kalan cilt, vücudumuzun diğer bölgelerine göre daha çabuk yaşlanır. Fakat biliyor muydunuz, bitter çikolata yemek sizi zararlı UV ışınlarından koruyor!

Çikolata’nın ana maddesi kakao çekirdeği, içinde bolca antioksidan barındırıyor ki bu aklınıza gelebilecek birçok yiyecekten çok daha fazla. Ama bütün çikolatalar aynı etkiyi göstermiyor. Yaşlanmaya savaş açtıysanız sizin için bitter çikolata öneriyoruz; çünkü diğer çikolatalara uygulanan arıtma süreci cilde iyi gelen antioksidanları da beraberinde götürüyor.

 3. Fasulye

Fasulye, kalbiniz için iyidir. Genelde gaz yaptığı için kötü bir üne sahiptir fasulye; fakat en iyi diyetsel unsurlardan biridir. Az yağlı protein olan fasulye özellikle et yemeyenler için etin yerine geçer ve güçsüz kalmanızı engeller. Buna ek olarak lif içerir ve kolesterolünüzü düşürmeye yardımcı olur. Antioksidan bakımından zengindir. Vitamin ve mineral içerir, bunlar arasında demir, B vitamini ve potasyum bulunur. Yani kısaca faydası saymakla bitmez. Genç kalmak istiyorsanız fasulye tüketiminizi arttırmanızı tavsiye ederiz.

4. Balık mucizesi!

Popüler bir besin takviyesi olan balık yağının bu kadar yaygın kullanılmasnın bir sebebi var. Balık yemek ya da balık yağı takviyesi almak vücuda Omega-3 takviyesi sağlar. Kalp hastalıklarını engeller ve iltihaplara karşı savaş açar. Ayrıca düşük tansiyon ve aritmi( ritm bozukluğu) riskini büyük ölçüde azaltır. Omega-3, en fazla soğuksu balıkları ; somon, ton balığı ve sardalyada bulunur.

Araştırmalara göre balık yiyen insanlar daha uzun yaşıyor! Haftada 2-3 kere balık yiyen bir kişinin  ölüm riski %40 ‘a kadar düşüyor. Kalp ameliyatı geçirmiş birinin haftada 2 defa balık tüketmesi, kalp hastalığının tekrarlanması riskini % 29 oranında düşürüyor.

5. Yaşam kaynağı sebzeler!

Meyveler gibi, sebzeler de antioksidan bakımından zengin besinler arasında yer alır. Yaşlanmanın en büyük düşmanı olan antioksidanlar en çok lifli sebzelerde bulunur. Bunlar arasında ıspanak ve karalahana başta geliyor. Lutin ve zeaxanthin antioksidanları içeren bu sebzeler aynı zamanda UV ışınlarının cilde zarar vermesini büyük ölçüde engelliyor. Aynı zamanda ACK ve E vitamini içeren sebzeler bağışıklık sistemini güçlendirip vücudun yorgun düşmesini engeller, böylece daha az hasta oluruz. Kanser ve yüksek tansiyon riskini azaltan sebzeler günün her öğünü rahatça tüketilebilir!

6. Tam tahıllı besinler!

Tam tahıllı besinlerin sindirim sistemimizi düzenlediği bilinen bir gerçek. Lifler vücuttaki istenmeyen yağlar ve kötü kolesterol kurtulmanızı sağlar. Aynı zamanda açlığınızı kontrol altına almanıza yardımcı olur. Bunların yanında yaşlandırmayı engelleyici özelliği bulunuyor. Tam buğdaylı yiyecekler, esmer pirinç, buğdaylı yiyeceklerin hepsi vitamin ve mineral açısından zengindir. Tam tahıllı yiyecekleri bolca tüketen insanlarda kalp hastalıkları, kalp krizi ve diabet daha az görülmektedir.

Önemli olan başka bir faktör, bu tahıllı yiyecekleri rafine edilmemiş haliyle yemektir. Rafine işleminde birçok vitamin ve mineraller de elenir ve faydasını büyük ölçüde azaltır.

 7. Kuru yemişler

Kuru yemişler sağladıkları protein ile bilinir, ama bu küçük, besin değeri yüksek akıl küplerinin faydaları bununla bitmiyor.  Doymamış yağ içeren kuru yemişler, balıklar gibi Omega-3 içerir ve kalp sağlığına iyi gelir. Aynı zamanda içerdikleri vitamin ve mineraller sayesinde yüksek tansiyonu düşürürler. İçerdikleri E vitamini sayesinde hücre yenilenmesini sağlarlar ki kozmetikte sıkça kullanılan bir vitamin olan E vitamininini beslenerek almak dışarıdan takviye yapmaktan çok daha doğal bir yöntemdir.

Kuru yemişlerin kalori açısından zengin olduğunu sananlara da şöyle bir bilgi verelim; tükettiğiniz kuru yemişlerin %20′lik kalori miktarı vücudunuz tarafından emilmiyor! Tok tutucu özelliğinden dolayı diyetlerde ara öğün olarak kullanılmalarında hiçbir sakınca bulunmuyor.

8. Sarımsak

Sarımsak, Türk halkının yemeklerde sıkça kullandığı bir besin maddesidir. Faydaları say say bitmez. Anti-aging özelliğine sahip bu besin aynı zamanda kolesterolü düşürür, hücre yenilenmesini sağlar ve iltihap giderir. Şişkinliğinizi atmanıza yardımcı olur. Bir nevi vücut detoksu sağlar. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Yıllardır alternatif tıp, halk tabiriyle kocakarı ilaçlarında kullanılan sarımsağın faydaları arasında enfeksiyon önleyici etkisi ve anti bakteriyel özelliği vardır. Kanserin yayılmasını engeller. Sıkça tüketildiği takdirde (pişmiş veya çiğ)  mide, bağırsak ve pankreas kanseri olma riskini azaltır.

9. Avokado

Avokado, içerisinde barındırdığı E vitamini ve potasyum sayesinde anti-aging de çığır açıcı özelliğe sahiptir. Yaşlanma önleyici kozmetik ürünlerin çoğunda avokado kullanılır. Bunların yanı sıra bolca antioksidan içerir. Cilt sağlığına iyi gelir, tansiyonu düşürür. Aynı zamanda folik asit ve B vitamini içerir. Kemik erimesini engeller. Kan pıhtılarının oluşumunu engeller, kötü kolesterolü düşürür. Dışarıdan kozmetik takviyesi yerine beslenmeyle gelen güzellik için haftada birkaç kere avakado tüketmek her yaş için doğal bir gençleştiricidir.(alıntıdır)

LİMONLU SUYUN FAYDALARI

1– Malum “Su Hayattır!”. Limonlu su, zengin elektrolitleri ile (potasyum, kalsiyum ve magnezyum) bedenin her köşesini şahanesiyle sular.

2 – Limonlu su, karaciğerin en sevdiğidir. Tüm yiyeceklerden daha fazla enzim üretmesine yardımcı olur.

3 – Limonlu su, karaciğeri toksinlerden temizler, arındırır. Yani limonlu su, süper bir detoks içeceğidir.

4 – Limonlu su, bağışıklık sistemini güçlendirir.

5 – Limonlu su, bedenin kendini iyileştirme mucizesini destekler.

6 – Limonlu su, serotonini yükseltir.Modu mutluluğa çevirir.

7 – Limonlu su, stres savardır. Tüm endişeleri, negatif kuruntuları ve hatta depresyonu da alt eder.

8 – Limonlu su, beyne iyi gelir. Dikkati canlandırır.

9 – Limonlu su, metabolizma ve sindirimi sorunlarını giderir. Beden besinleri daha iyi özümser.Bu da elbette kilo vermek demektir.

10 – Limonlu su, pektin lifi içeriği ile iştah kontrolü de sağlar.

11 – Limonlu su, kemik erimesini önler.

12 – Limonlu su, böbrek taşı, safra taşı, pankreas taşı ve kalsiyum birikimlerini eritir.13 – Limonlu su, kanı, damarları, arterleri temizler.

14 – Limonlu su, yüksek tansiyona iyi gelir. Düşük tansiyonluların dikkat etmesi gerekebilir. Düşük tansiyon için limonlu suya Himalaya veya deniz tuzu eklenmesi önerilir.

15 – Limonlu su, enfeksiyonları hafifletir.

16 – Limonlu su, eklemlerde biriken ürik asidi seyreltir. Eklem ağrılarına ve dizlere iyi gelir.

17 – Limonlu su, diş ağrılarına ve diş eti hastalıklarına da iyi gelir.

18 – Limonlu su, bütün bedeni yeniler, gençleştirir.

19 – Limonlu su, müthiş bir antioksidandır. Cildin kolajen üretimini destekler.Çizgiler, sarkmalar yok olur.

20 – Limonlu su, vücudun pH değerini alkali yönünde yükseltir. Bedenin yüksek pH seviyesinde uzun süre kalmasını sağlar. Daha yüksek pH seviyesi, hastalıkların bedende yaşayamamasına sebep olur.Kanser dahi alkali bir ortamda yaşayamaz.*(Alıntı Doç.Dr.Cenk KILIÇ )

YUMURTA AKI

Bu yöntem itfaiyecilerin eğitimi sırasında ders olarak verilmiş Bir yanık meydana geldiğinde, kapsadığı alan ne olursa olsun ilk yardım, etkilenen alanı sıcaklık azalıncaya ve deri tabakalarını yakmayı bırakıncaya kadar soğuk suyun altına tutmak ve sonrasında bu bölgeye yumurta akı uygulamaktan oluşmaktadır. Bir kimsenin elinin büyük bir kısmı kaynar su ile yandığında, duyduğu büyük acıya rağmen elini soğuk su musluğunun altına tutmuş ve sonrasında 2 yumurta kırmış, aklarını ayırmış ve çırpmış ve elini içine daldırmıştır.Eli o denli yanmış durumdadır ki yumurta akı uygulanır uygulanmaz derisi kurumuş ve yumurta akı bir film tabakası oluşturmuştur.Daha sonra bu kişi yumurta akının doğal bir kollajen (bir tür albüminoid) olduğunu öğrenmiş ve en az bir saat boyunca eline tabaka üzerine tabaka gelecek şekilde yumurta akı uygulamıştır. Öğleden sonra hiçbir acı duymaz olmuştur. Ertesi sabah yanık bölgesinde nerdeyse belirsiz bir kırmızımsı leke kalmıştır. Elinde sürekli ve feci görünüşlü bir yara izi kalacağını düşünürken 10 gün sonra geride hiçbir yanık izi kalmamış ve hatta deri eski normal rengine yeniden kavuşmuştur! Yanan bölge yumurta akında mevcut ve aslında vitamin dolu bir plasenta (etene) olan kollajen sayesinde tamamen yenilenmiştir.

LİMONLU SU– Malum “Su Hayattır!”

1.Limonlu su, zengin elektrolitleri ile (potasyum, kalsiyum ve magnezyum) bedenin her köşesini şahanesiyle sular.

2 . Limonlu su, karaciğerin en sevdiğidir. Tüm yiyeceklerden daha fazla enzim üretmesine yardımcı olur.

3.Limonlu su, karaciğeri toksinlerden temizler, arındırır. Yani limonlu su, süper bir detoks içeceğidir.

4 .Limonlu su, bağışıklık sistemini güçlendirir.

5 . Limonlu su, bedenin kendini iyileştirme mucizesini destekler.

6. Limonlu su, serotonini yükseltir.Modu mutluluğa çevirir.

7. Limonlu su, stres savardır. Tüm endişeleri, negatif kuruntuları ve hatta depresyonu da alt eder.

8 .Limonlu su, beyne iyi gelir. Dikkati canlandırır.

9 .Limonlu su, metabolizma ve sindirimi sorunlarını giderir. Beden besinleri daha iyi özümser.Bu da elbette kilo vermek demektir.

10. Limonlu su, pektin lifi içeriği ile iştah kontrolü de sağlar.

11 .Limonlu su, kemik erimesini önler.

12. Limonlu su, böbrek taşı, safra taşı, pankreas taşı ve kalsiyum birikimlerini eritir.

13. Limonlu su, kanı, damarları, arterleri temizler.

14 . Limonlu su, yüksek tansiyona iyi gelir. Düşük tansiyonluların dikkat etmesi gerekebilir. Düşük tansiyon için limonlu suya Himalaya veya deniz tuzu eklenmesi önerilir.

15. Limonlu su, enfeksiyonları hafifletir.

16. Limonlu su, eklemlerde biriken ürik asidi seyreltir. Eklem ağrılarına ve dizlere iyi gelir.

17 . Limonlu su, diş ağrılarına ve diş eti hastalıklarına da iyi gelir.

18 . Limonlu su, bütün bedeni yeniler, gençleştirir.

19 .Limonlu su, müthiş bir antioksidandır. Cildin kolajen üretimini destekler.Çizgiler, sarkmalar yok olur.

20 . Limonlu su, vücudun pH değerini alkali yönünde yükseltir. Bedenin yüksek pH seviyesinde uzun süre kalmasını sağlar. Daha yüksek pH seviyesi, hastalıkların bedende yaşayamamasına sebep olur.Kanser dahi alkali bir ortamda yaşayamaz.

KİRAZ SAPININ FAYDALARI

GOJİ BERRY MEYVESİ NEDİR,NASIL TÜKETİLİR?

Anavatanı Tibet olan bir meyvedir.Çalı cinsinden çok yıllık bir bitkidir.Geleneksel Çin tıbbında önemli rol oynar. Metabolizmanın genel sağlığı için çok faydalı olduğu kabul edilen bu bitkinin böbrek, ciğer ve göz hastalıklarını tedavi etmek için uzun zamandır kullanıldığı bilinmektedir.

Goji berry meyvesinde; 8’i temel olmak üzere 18 farklı amino asit bulunuyor.İçeriğinde kompleks karbonhidratlar var,A vitamini, çinko, antioksidanlar, C vitamini, B vitamini, lif ve demir açısından da oldukça zengin olduğu bilimsel olarak ispat edilmiş durumda.

Goji Berry Faydaları Nelerdir?

1. Bağışıklık sistemini güçlendirir, kanserle savaşır. 2. Göz sağlığına faydalıdır. 3. Kan şekerini dengeler. 4. Testosteron salgısını arttırır. 5. Karaciğeri temizler. 6. Enerji verir. 7. Kilo verilmesine yardımcı olur.

İç Anadolu bölgesinde de yetişen bir bitkidir.Kırşehir bölgesi şartlarında fevkalade yetişir.Yumuşak çalımsı bir bitki olduğunu için bahçelerde çitlerin kenarlarına dikilir ve çitleri sarar.Aksi halde yere kapanmaması için yüksekçe bir düzenek kurulması gerekebilir.Oldukça arsız bir bitkidir.Çoğaltılması kolaydır.Bulunduğu yerin bir metreye kadar olan topraktan sürgünler çıkar. Bu sürgünler toprağı ile birlikte alınıp başka bir yere dikildiğinde şaşmadan tutar.Bahçenize bir tane diktiğinizde yıllar içinde bütün bahçeye yayılır.Yaş olarak tüketildiği gibi kurutularak da tüketilir.Yaş olarak günde iki kez olmak üzere 30 grama kadar tüketilir.Tansiyon hastaları kullanmadan önce doktor danışmaları gerekir.

Nasıl  Kurutulur?

Profesyonelce Goji Berry meyvesi yetiştirenler  kurutma makinelerinde kuruturlar.Ancak buna gerek yoktur.Biraz zahmetli olur ama herkes kurutabilir.Olgunlaşmış meyveler toplanır.Bir kabın içinde karbonatlı suya bulanır.

Meyveler tek tek kürdanla delinerek serilir.Meyvenin kabuğunda Güneş ışığını engelleyici bir madde olduğundan karbonat kullanılır.Kürdanla delinmesinin sebebi için kaysı vs. gibi açılamadığından,meyvenin kararmaması ve içine hava girmesi içindir.

Bu benim bulduğum bir yöntemdir.Kırşehir bölgesindeki meraklılara fide temini konusunda yardımcı olunur.(İrtibat telefonu:05055809871)

”Beslenme yanlışsa ilacın yararı yok,beslenme doğruysa ilaca gerek yok”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir