Türkçesi Varken Neden Başka Dillere Özeniliyor?

Eskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir Emlak ’’Harf-Ses dizinleri önemli değil,önemli olan onlara yüklenen anlamdır’’

DİL NEDİR?

Dil bir iletişim aracıdır. Harf –ses dizinleri önemli değil, önemli olan onlara yüklenen anlamdır. Şurası bir gerçek ki her yörede olduğu gibi Atabegler Ülkesinde (Şenkaya yöresinde) de kendisine has yöresel sözcükler konuşulmaktadır. Muhakkak ki burası da bir yurt parçasıdır. Türk Dil Kurumunun görevi tüm yurt genelinde kullanılan sözcükleri taramak, Türk Dil Kurumu Sözlüğüne koymaktır. Siz kabul etseniz de, etmeseniz de yöre halkı yüz yıllar ve hatta bin yıllar boyu iletişimde bu sözcükleri kullanmıştır ve kullanmaya devam etmektedir. Ancak TDK sözlüğünü incelediğimiz de yöresel yüzlerce sözcüğün sözlükte yer almadığını görmekteyiz. Maksadımız TDK sözlüğünde yer almayan bu sözcükleri derleyip sözlüğüne girmesini sağlamaktır. Bu da yöre halkının hakkıdır. Her dil de olduğu gibi yörenin konuştuğu sözcüklerin bir kısmı yabancıdır. Yörenin Araplarla, Farslarla münasebetlerinden olmalı ki birçok sözcük Arapça ve Farsçadır. Yöre halkı 1879 den 2018 e kadar kırk yıl süreyle Rus yönetiminde kaldığından bir kısım sözcüklerde onlardan geçmiştir. Ayrıca Gürcüler ve Ermenilerle birlikte yaşadıklarından bazı kelimelerde Gürcüce’den ve Ermenice’den geçmiştir. Bizden öncekilerden bize miras kalan ”yöresel sözcükleri” unutmayalım, unutturmayalım. Biz de bizden sonrakilere aktaralım. Öyle yöresel sözcükler vardır ki ve onlara öyle anlamlar yüklenmiştir ki onlara yüklenen anlamı kendi anadilimize ait sözlüğü ve üstelik dünyanın bütün dillerine ait sözlükleri tarasak onlara yüklenen anlamı veya eşdeğer bir anlam bulamayız. Böyle bir sözcüğe yüklenen anlamı anlamak için bunlarda yüklü his, duygu, düşünce ve eylemi yaşamamız, iliklerimizde hissetmeniz gerekir. Yukarıda bahsedildiği üzere dil bir iletişim aracı ve harf-ses dizinleri önemli olmayıp, önemli olan onlara yüklenen anlam temel ilkesi olduğuna göre; Yöresel bazı sözcükleri açıklamada zorluk çekmek doğaldır. Çünkü açıklamakta zorlandığımız o sözcüğe yüklü olan anlam veya eylem sözcüğün ta kendisidir ya da kendisinde saklıdır. Başka bir ifadeyle yüklenen anlamın tam olarak başka bir karşılığı yoktur. Veya karşıdakinin dünyasında yoktur. Doğuştan ama olan birisi kırmızı rengini açıklayabilir mi? Çünkü onun dünyasında kırmızı yoktur. Ya da ülkemizde ve hatta dünyanın iç bir yerinde yetişmeyen bir meyveyi nasıl açıklayabilirsiniz. Belki şekli, büyüklüğü ve yetişme ortamı hakkında bilgi verebilirsiniz. Ancak tadını ve aromasını asla açıklamazsınız. İşte bu nedenlerle yöresel bazı sözcükleri açıklamada zorlanıyorum. Tam karşılığı olmasa bile yaklaşık bir karşılığı verdiğime inanıyorum. Şurası bir gerçek ki yöresel sözcükleri hayatının bir bölümünde yaşamış ve konuşmuş olanlar daha iyi anlayacaklardır.

Selahattin ALTAŞ

Emekli Eğitim Müfettişi

Son zamanlarda dilimize yeni bir sözcük yerleşmektedir. Pandemi. Türkçesi varken bu sözcük neden! Pandemi sözcüğünün Türkçe karşılığı salım,salgın ve bulaşıcı demektir. Daha sükseli konuşma görüntüsü vermek mi,yoksa daha bilgili algısı yaratmak için mi bilmiyorum ama yabancı pandemi sözcüğünü kullanmayı tercih ediyorlar. Hani bir söz var ya “dilinizi eşek arısı ısırsın emi”. Bu böyle devam ederse yıllar sonra bu sözcük Türkçeye yerleşmiş olacaktır.Dikkat edelim. Kullananları uyarılım! Türk Dil Kurumu Sözlüğünü inceledim, yi ki daha koymamışlar. Benden söylemesi.

TÜRKÇEYE GİREN YAD (YABANCI) SÖZCÜKLERİN TÜRÜ ÜZERİNE…

Türkçeye yabancı dillerden giren sözcüklere bakınız. Hepsi ad soylu sözcüklerdir. Aralarında hiç eylem soylu sözcük yoktur. Türkçe eylemler bakımından varsıl bir dildir. Demeli, hiç bir eylem yad bir dilden dilimize geçmemiştir. Dilimize yalnızca ad soylu sözcükler girer. Eylemler Türkçeye girmez. Ancak biz onları eylem yaparız. Eylemleştirmek istediğimiz ad soylu yad sözcükler için iki yol kullanırız:

1. Bunlardan en yaygını, yardımcı eylem kullanmaktır. En çok kullanılanlar “olmak, etmek, eylemek, yapmak, vermek, almak” gibi eylemlerdir. Örneğin “muhatap” sözcüğü ad soyludur. Bunu eylem yapmak istersek “muhatap olmak, muhatap etmek” gibi yardımcı eylemlerle yaparız. “Teşekkür etmek, ihmal etmek, karar vermek, dizayn etmek, hasta olmak, hasta etmek, absorbe etmek, maç yapmak” gibi örnekler verilebilir.

2. Yabancı ad soylu sözcükleri diğer eylemleştirme biçimi de Türkçedeki addan eylem yapma yapım eklerinden “-le, -leş, -len” gibi belli başlı ekleri kullanmaktır. Bunlara, “hastalanmak, hareketlenmek, cebelleşmek, kararlaştırmak, absorblamak, temizlemek, temizlenmek” gibi örnekler verilebilir. Bu yöntem çok daha az kullanılan bir yöntemdir. Az kullanılması gerçekte olumludur. Çünkü kullanılması, Türkçeye giren yabancı sözcüğün çıkarılmasını ve Türkçeleriyle değiştirilmesini zorlaştıran, tehlikeli bir yöntemdir.

SAYFANIN HAZIRLANMASINA DEVAM EDİLİYOR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.