Hüseyin Köycü Hakkında

           Hüseyin Köycü’nün hayatı, hizmetleri ve ‘’Sarı Karton projesini’’ derinlemesine incelediğimde, onu daha iyi anlamış ve ona olan sevgi ve saygım daha da artmıştır.Dönemin Türkiye ve Dünya koşullarını göz önüne alarak değerlendirdiğimizde  ‘’Sarı Karton Projesinin’’ ne kadar büyük bir proje olduğunu daha iyi anlamış oluruz.Sarı Karton projesi tamamıyla hayata geçirilmiş olsaydı  Şenkaya ve çevresi Türkiye’nin ve hatta Dünyanın en önemli yerleşim birimi ve merkezi olurdu.

‘’Eğitim-Öğretime susamış, yeniliklere açık,okumadan başka çaresi bulunmayan Şenkaya halkına önayak olan,1929 yılında hazırladığı Sarı Karton Projesi ile eğitimin tohumlarını eken,Örtülü Köyü’nden Şenkaya’ya uzanan aydınlık yolun mimarı olan,olağanüstü çabalarını sonucu olarak,Şenkaya’yı Doğu Anadolu’da okuma-yazma oranı bakımından üst sıralara taşıyan Hüseyin Köycü’yü rahmet ve minnetle anıyoruz.Oğlu,Prof.Dr.Coşkun Köycü’nün ifadesiyle; ’’Şenkaya bir sınıf,Köycü o sınıfın öğretmenidir. Köycü katıksız bir Atatürkçüydü. Atatürk’ün fikir ve eylemlerinde biraz da kendini bulan Köycü, onu en iyi anlayan ve yorumlayan kişilerdendir.’’ Başka bir ifadeyle Şenkaya bir sınıf, Köycü o sınıfın öğretmeni,Sarı Karton Projesi  müfredatı,Şenkaya Gazetesi ise o sınıfın ana ders kitabıdır.

Selahattin Altaş

ERZURUM MİLLETVEKİLLERİNE AÇIK MEKTUP

Çok sayın ve değerli milletvekillerimiz.

Evvelâ arz edeyim ki: seçildiğiniz günden beri size vaki müracaatlarımızda her birinizden lütufkâr yardımlar gördüm.

Ve yine eminim ki Millet için çalışıyorsunuz. Ve daha fazla çalışmak için hayırlı çareler arıyorsunuz. Fakat 12. sayımızda Kardeş Davası (bu başlık matbaa hatası olarak kardaş kavgası olarak yazılmıştır) başlıklı naçiz yazımızda dediğimiz gibi, büyük kardeşin yani Orta Anadolu ve Garp Vilayetlerinin tahâkkümüne karşı tedbir alamıyorsunuz. Derhal ilâve edeyim ki: Bu tedbir pek de kolay bir iş değildir. Çünkü büyük kardeşin küçük kardeşe tahâkkümü beşeriyetin hastalıklarındandır.

Sizler ve daima tahâkküm cihetine kayarak küçük kardeşi ihmâl eden büyük kardeşlerimiz de kabul etmeniz lazımdır ki seçim bölgeniz olan Erzurum ve civarındaki Karaköse, Kars illerimiz diğer hiçbir illerimizle kabili kıyas değildir. Doğu’da da bunlara benzer mahrum illerimiz yine varsa da tabiî durum ve diğer bazı istisna edilen cihetler birer birer göz önüne alınırsa her bakımdan ihmâl edilen yalnız sözü geçen o üç vilâyet başta gelir kanaatindeyiz.

Bu havali dün, evvelki gün, daha evvelki gün felâketlere uğramıştır. Birinci Cihan Harbi, 1293, 1277 vesair zamanlarda hücumlara uğramış, muhaceretler, hercümerçlere maruz kalmıştır.

Bugünde, yarında, öbür günde daima bu felâketlere maruz kalmak istidadındadır. Bu cihetin gözden uzak tutulması yarın millet, vatan çapında bir pişmanlık doğurabilir.

Bu talihsiz yurt parçasının sakinleri geçmişte iç, dış cenderelere sıkışırken dahi kahramanlığını yapmıştır. Gelecekte de yapacaktır. Yeter ki: kendisi için reva görülen merhametsiz ihmale kısmen olsun nihayet verelim.

Halk Partisi övünüyordu. Demokrat Parti de övünüyor. Ege Bölgesi’nde, Orta Anadolu’da, Akdeniz ve Karadeniz civarlarında yapılanlara ve yapılmakta olanları sayıyorlar. Filân yerde Fabrika, filân yerde Hidroelektrik, filân yerde Sulama, filân yerde Liman, filân yerde Asfalt, Yol ve saire yaptık diyorlar. Ve yapıyorlar, sağ olsunlar. Seviniriz, gönülden temenni ederiz vatanın her köşesine bir taş koyulurken göğsümüz kabarır, gönlümüze ferahlık gelir. Zararı yok. Kars, Erzurum, Karaköse, ihmal edilsin, diğer altmış vilayetimize önem verilsin, bunlar yükselsin bizler seviniriz. Ancak bugün bu altmış üç vilâyetin yani topyekûn ülkenin mukadderatına hâkim olan büyüklerimiz kabul etmelidir ki; altmış üç vilayeti bir ev kabûl ettiğimiz zaman O üç vilayeti de ihmal edilmez bir kapı olarak kabul etmek zorundayız.

Bu satırları yazarken asla hodgâmlığa kaymadım. Yapılanı, yapılmakta olanı, yapılacağı, en yakın ihtimalleri göz önüne aldım.

Sözü geçen evvelki 12 inci sayıdaki yazımızda kıyas ettiğimiz büyük kardeşimiz tabir caizse onun tezgâhtarlığını yapanlara müracaat ettiğimiz zaman bin dereden su getirip yersiz cevaplarile bizi susturuyorlar. Ancak; tezgahtarlıklarına kendileri de gülümsemekten kurtulamıyorlar.

Bizler ise, çekingen müşteriler gibi elimizi koynumuza götürmekten başka bir şey yapamıyoruz. Yalnız o kadar cesaretimiz olsa ki: hıçkıra hıçkıra, efendim, efendim önemi herkesçe belli olan ve ihmali katiyen caiz olmayan Tortum Şelâlemizi hiç olmazsa çürütmeyiniz ve bir de buyurunuz, zahmet olmazsa tren yolundan Balkaya kömür madenine gidecek olan elli kilometrelik yolun yapılmasını lütfediniz. Devlet ölçüsü ile mesafesi çok kısa olan bu yolun bu ucunda üç vilayetin mahrukatı, diğer bir ucunda ve her şeyden mahrum kalmış olan iki elli bin nüfusun yola kavuşması ve diğer bir ucunda da Oltu, Şenkaya, Göle’nin o derya gibi ormanlardan geniş ölçüde istifade çareleri temin edilecektir.

Sayın Millet Vekillerimiz.

Bu dediklerimizi sizler daha evvel düşünüyor ve çaresine bakıyorsunuz. Yalnız, O büyük kardeşimizin tezgâhtarlarına lütfen söyleyin: Bütün zulüm ve tahakkümlerine yine onlardanız. Onlar ile beraberiz. Onların refahını kendi refahımız sayıyoruz. Bununla beraber hatırlamak istiyoruz. Onlar da bize aynı gözle baksınlar, ilimize acısın merhamet etsinler.

Derin saygılar.

                                                                  21 Ocak 1952

Köycü, şöyle not eder;

“Devletimizin her köyde okul açması zor olacağından, Maarif Vekâleti bünyesinde kurulacak bir umumi müdürlük kapsamında, köylerde yaşayan vatandaşların eğitimi, çıkarılacak öğretici-eğitici gazetelerle sağlanmalıdır. Bu gazeteler köy yetkililerine ulaştırılmalı, müfettişler marifetiyle özel usullerle imtihan yapılıp en az okuryazar olan ve bu eğitimi alan kişilere belge verilmelidir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir