Gülveren’in Gözeleri

YÖRENİN (GÜLVEREN’İN ) GÖZE’LERİ

Şenkaya yöresinde dağ eteklerinden çıkan birçok kaynak suyu (göze) bulunur.Hele Şenkaya’nın Doğusundan başlayıp, Allahuekber Dağ silsilesinin Kuzeyinden, önce doğuya Karınca ormanlarına, sonra batıya ve daha sonra Bülbülen Dağlarına kadar uzanan orman kuşağındaki gözeler yok mu, suları bir bambaşkadır, buzdolabından çıkmış gibi soğuk ve çok ünlüdür.Burada, bu kuşak içinde yer alan Gülveren yöresinin gözelerinden bahsetmeden geçemeyeceğim.

Çoruh Nehrinin kollarından biri olan Penek Çayının birkaç kolu vardır.Bu kollardan biri Gülveren Yaylası ve Eşek Meydanı Mevkiinin batısındaki Yusuf’un Kurunu’ndan doğar, Gülveren Vadisindeki derelerle beslenip, önce doğuya sonra güneye ve daha sonra Türkün Bağlarından batıya kıvrılarak Penek Çayına karışır.Eşek Meydanı Mevkii aynı zamanda iki nehrin doğduğu noktadır.Aynı buluttan düşen yağmur suları iki ayrı nehre karışır.Sarı Çayır’a düşen yağmur suları ve kaynak suları Kura çayına karışarak Hazar Deniz’ine dökülürken, Yusun Kurunundaki sular Çoruh Nehrine karışarak Karadeniz’e dökülür. Gülveren Vadisinde birçok dere vardır. Bu derelerde birçok göze bulunur.Bu gözelerden fışkıran sular vadinin ve oradaki canlıların hayat kaynağıdır.Hele dört göze vardır ki köyde yaşayanlar için çok önemlidir.Cengo,Haftamal,Öte-Geçe ve Yatık Kod gözeleri.
Cengo Penek yolu girişinde, Haftamal ise köyün içindedir.Yani köy, bu çeşmenin etrafında kurulmuştur.Köyün içinden akan derenin karşısı ‘Öte-Geçe’ diye anılır.Eski Caminin hemen altında,dere kenarından doğar.Suyundan güzel çay olur.Çay suyunu hep o gözeden getirirdik.Cengo ve Haftamal gözeleri esrarengiz bir şekilde, ilkbaharın belirli bir gününde ansızın akar,sonbaharda ise ansızın kurur.Şu anda aktığı ve kuruduğu tarihleri tam olarak bilmiyorum. Gözelerin, ilginç bir şekilde, ansızın akma ve yine ansızın kesilmesinin sırrı bir türlü çözülememiştir.Bunu merak edenler suyun akacağı günlerde çeşme başında nöbet tutmalarına rağmen bir türlü suyun ilk aktığı anı görememişler. Bu konuda yaptığım araştırmalar şunu gösteriyor; Erdavut Dağının kuzey yamacı sık sarıçam ormanları ile örtülüdür.Yamacın bitiminde köy kurulmuştur. Orman örtüsü kaplamadan önceki çağlarda dik yamaçlardan kopan kaya ve taş parçaları,molozlar ve kumlar doğal bir çukur olan Peyler mevkiinde yığılmışlar.İklim değişikliği neticesinde bu birikintilerin üzeri toprak tabakası ve orman örtüsüyle kaplanmış,yağan yağmur ve kar suları sızarak birikintilerin içinde buz kütlesi oluşturmuştur.İlkbahar’da havaların buz kütlesini eritecek kadar ısınmasıyla buzlar aniden erimekte ve oluşan sular Cengo ve Haftamal’dan akmaktadır.Sonbaharda ise erime durduğunda sular kesilmektedir.
Yatık Kod gözesi köyün altındadır.Suyu Temmuz ve Ağustos aylarında bile buzdolabından çıkmış gibidir.İçerken dikkatli olunuz.Elinizi başınıza koyunuz.Yoksa çok soğuk su sizi hasta edebilir.Yaz aylarına denk gelen ramazanlarda akşamüzeri eline güğümünü alan Yatık God’un yolunu tutardı.İyi bir piknik ve mesire yeridir.Burada cağ kebabı yemenin ayrı bir zevki vardır.Göze başında Sarıçam ve orman kavakları gölgesi altında bir ateş tutturunuz.Korkmayın orman yangını çıkmaz.Etrafta yangın çıkaracak bir ortam yoktur.Kurumuş kavlı çam dallarını tercih ediniz.Bud gibi çıra bulup tutuşturunuz.Reçinesi bol çamlar kuruduğunda ‘bud’ gibi kırmızı çıra olur.Onun için yöre halkı en iyi çıraya ‘bud’ gibi der.Şişi hazırlayıp ateşe koyduktan sonra birde çay demleyiniz,kebap kızarırken çimenler üzerinde sohbetinize devam edebilirsiniz.Yinede tedbiri elden bırakmayın.Ateş kalıntılarını,közleri söndürmeyi unutmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir