Erdavut’tan Bakınca!

Eskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir Emlak

Siz hiç şehit mezarı üzerine bina ve vericiler yapıp, verici çöplüğüne çevrildiğini gördünüz mü? Sıkı durun açıklıyorum!

Erzurum-Şenkaya İlçesinin Gülveren Köyü sınırlarında bulunan Erdavut Dağı’nın zirvesinde Davut adında bir şehidin yattığı herkes tarafından bilinmektedir. Döneminde yöreyi Türkleştirmek için görevlendirilen Erdavut Bölgede bulunan Türkün Bağları denilen yerde şehit düşer. Naaşı eski Türk adet ve geleneklerine göre bölgede bulunan en yüksek Dağ olan Erdavut’un zirvesine defnedilir ve üzerine taşlarla Höyük-Kurgan yapılır. Yüz yıllardır her yıl çevresindeki köyler tarafından ziyaret edilir, adaklar kesilip, dualar edilirdi.

Son yıllarda her nasıl olduysa bilmiyorum türbenin üzerine yangın gözetleme kulesi ve vericiler yapılıp beton çöplüğüne çevrildi. Şehit Davut bu beton yığıntıları altında yatıyor. Kemikleri sızlıyor.

Bu bina ve vericileri yapanlar, yapılmasına göz yumanlar, onay verenler ve ses çıkarmayarak rıza gösterenler ve hatta define bulmak maksadıyla mezarı soyanlar her kimse çok iyi bilin ki burada yatan Erdavut ; Bizim için, sizin için ,vatanı için hiç çekinmeden kendisini feda etmiştir. Fedakarlığının karşılığı bu mu olmalıydı?

Allah şahittir ki Erdavut’un yapılan bu nankörlüklere ahı ve feryadı fena olacak, kahir olup gidecekler, gereken cezasını bulacaklardır. Erdavut’un eli onların yakasındadır.

ERDAVUT’ TAN BAKINCA!

Oltu’dan Penek’e giderken karşıda olanca heybetiyle sizi karşılayan Erdavut Dağı’nın zirvesi adeta bir gözlem kulesi gibidir. Erdavut’un Güneyi çıplak ve dik uçurumları, kuzeyi ormanlarla kaplı, aşağılarda Gülleri ile ünlü “Dadaşlar ve Güller Diyarı” Gülveren (İznos) Köyü bulunur. Yörede “gül” çiçeklerin genel adıdır. Ah Gülveren ah! Hamurumuz senin topraklarınla yoğruldu ama hayat şartları bizi senden ayırdı.

Zirveden doğuya baktığımızda; Yukarı Kur’a Çayı Vadisi, buna paralel uzanan yemyeşil ormanlarla kaplı Güzel Yayla, Kaymak Dağı, Karınca Düzü ve ilerisinde Göle (Merdinik) yer alır.

Kuzeye döndüğümüzde; Karşıda Erdavut’la yarışırcasına Ziyaret Tepe, aşağılarda Gülveren Yaylası ve Eşek Meydanı düzlüğü bulunur. İlerisinde Bülbülen Dağları-Yasamal’a kadar uzanan ormanlarla kaplı “yaylalar bölgesi” uzanır.

Güneyde karşılarda; Zirvesi gri -beyaz, etekleri yemyeşil bir gerdanlık gibi uzanan, yaklaşık kırk bine yakın S.Harekâtı 10.ncu Kolordu şehitlerini bağrında saklayan Allahuekber Dağları görülür. Allahuekber Dağları’ nın batı ucuna sırtını yaslayan,Leksor Deresi ile kucaklanan düzlükte Hz. Durak takma adıyla bir arkadaşın biraz abartılı bulduğum ifadesi ile dünyanın başkenti Şenkaya İlçe Merkezi yer alır. Ortaokul öğrenciliğimizde Leksor Deresi’nin kiraz, vişne dutlarından az mı yedik. İlerisinde Soğanlı Dağları, ötesinde kilimleri ünlü bir zamanların Bardız Sancağı yer alır. Daha ilerisi Sarıkamış topraklarıdır.

Zirveden batıya baktığımızda; Kuzeyde olduğu gibi Yukarı Çoruh’un dilim,dilim dildiği salkım saçak çok sayıda dereler ve kanyonlar gözünüze çarpar. Karşıda Kerkilik masadağı, ilerisinde Kotik 10.Kolordu şehitlerini görür gibi olursunuz. Eskiler odun İznos’ta ,su Kerkilik’ te derler. Biraz sağda Oltu-Penek-Göllet Çanağı (Havzası) yerini alır. Burası bilinen ve bilinmeyen madenler bölgesidir. Oltu’dan Göllet ve Penek’e kadar yol kenarlarında bazıları kırmızı, bazıları mor, gri,mavi ve değişik renklerde tepeler bulunur. Göle’den gelen kışın kaloriferli yol denilen yolda Kosor’ dan geçer Artvin’e varır. Çağ kebap yersen Kosor’u (Akşar’ı) unutma Çanağın daha ilerisinde puslu da olsa Artvin’in masalımsı sivri tepeleri sizleri büyüler.

Doğanın bütün güzelliklerinin yer aldığı bölge Şenkaya’dır. Ve dahası……..

Değerli arkadaşlar buraya sizlerin görüşlerini ekleyebilirsiniz. Sayfanın altındaki “yorum yaz” bölümüne yazarsanız yazıya eklenmiş olur. Teşekkürler.

Not: Mavi renkli yazılara tıklandığında ayrıntılar görülecektir.

Selahattin Altaş

Emekli Eğitim Müfettişi

ERDAVUT YATIRI-HÖYÜK’Ü-KURGANI

Şenkaya İlçesi Gülveren, Kevenk, Özyurt (Barik) ve Yoğurtçular (Zuvart) Köyleri sınırlarında bulunan 2438 rakımlı Erdavut Dağı’nın zirvesinde Erdavut adında bir zat yatmaktadır. Kulaktan kulağa gelen bilgilere göre; üç kardeş Davut, Yusuf ve Emir İstanbul da Ahmet Yasevi Öğretileri ile ilgili aldıkları eğitimlerini bitirir, bir sürü testten geçerek kerametlerini gösterirler. 13. yüzyılda Ahmet Yasevi Hazretleri dervişlerinden biri olan ve Horasan’dan Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş-ı Veli’dir. Çevredeki Türkmenler ve gayri Müslimler arasında dervişlerinin de yardımıyla Müslümanlığı yayma faaliyetlerini yürütmüştür. Padişah bu üç kardeşi Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri Dergahına gönderir. Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri Dergahından hicazet alarak, Penek, Soğmun ve Kalecik Kalelerinin fethi ve Müslümanlığı yayma faaliyeti ile görevlendirilirler. Kaleleri fethedip, kaledeki yöneticinin bekâr kızları ile evlenmeleri söylenir. Penek Kalesi (Kilisesi); Davut ve arkadaşları, Penek Kilisesini almak için kahramanca çarpışırlar. Penek Kilisesini alamayacaklarını anlayınca, Kralın kızını yanlarına alarak, Kosor vadisinden Türkün Bağları denilen yere doğru çekilirler. Arkasından gelen düşman kuvvetlerince Türkün Bağları’nda sıkıştırılır. Burada da kahramanca çarpışırlar, fakat Davut şehit düşer. Kulaktan kulağa gelen bilgiler odur ki cenazesi şimdiki adı Erdavut olan dağın zirvesine taşınarak defnedilir, üzerine de büyük çakıl taşlardan bir Höyük yapılır. Son 50-60 yıla kadar Şehit Davut bu mekânında huzur içinde yatmaktaydı. Son döneme kadar cıvar köyler her yıl buraya çıkar, yatırı ziyaret eder, kurban keserlerdi. Halk tarafından yatır sayılan buraya ailece gelen insanlar yiyecek ve içeceklerini de birlikte getirir, bütün günlerini burada geçirirlerdi. Halende kutsal sayılmakta, ancak ziyaretler yapılmaz, kurbanlar kesilmez olmuştur.

Son zamanlarda, yatırın-Höyük’ün üzerine bilinçsizce ve acımasız bir şekilde yangın, gözetleme kulesi ve vericiler yapılmış, adete çöplüğe çevrilmiş, bu rezaletin altında şehit Erdavut’un huzuru bozulmuştur. Yetkililerin bu rezaletten haberlerinin olup olmadığını düşünmek bile istemiyorum. Durum içler acısıdır. Sizin şehide-yatıra hiç saygınız yok mudur? Lafa gelince mangalda kül bırakmazsınız. Sizin için kendisini feda eden bu şehidimizin mezarının bulunduğu Höyük üzerine bu yükleri nasıl yüklediniz? Vicdanınız hiç rahatsız olmadı mı? Gerçi Allahuekber Dağı’ında şehit düştükleri kayaların, çamların dibinde, eski yayla evlerinin harabelerinde yatan, birer mezar taşı bile bulunmayan yaklaşık kırk bin şehidi yok sayan bir anlayış bundan ne şekilde etkilenir bilmiyorum. Bırakın şehit mezarını herhangi bir mezar başka bir yere taşınmadan üzerine bir şey yapılabilir mi? “İnanın ki Höyük’ün üzerine yüklediğiniz yükle şehit asla ezilmez! Allah şahittir ki siz “O şehidin vebalı altında ezilip gidersiniz! ” Zira bölge halkı tarafından tepenin tamamı türbe ve alanı olarak görülmektedir.. Yakın zamanlarda yaptığım bir ziyaret sonucu durumu yakından gördüm. Siz saygıdeğer okurlar ve yetkililerle paylaşmak istiyorum.

Çektiğim görüntülerden de anlaşılacağı üzere: Erdavut Dağı tek dağdır. Çevresinin en yüksek sivri dağıdır. Yöredeki diğer dağlar gibi Tortul kayalardan oluşmuştur. Zirvesi dört bir yandan 30-40 metre aşağılara kadar yığılı büyük çakıl taşlarından ibarettir. Üzerinde yerleşim olmadığından bu 30-40 metre yüksekliğinde yığılı olan çakıl taşlarının anlamı nedir? Bu taşlar nasıl oluşmuştur veya buraya nasıl gelmiştir? İlk bakışta çakılların buraya yığıldığı fark edilmeyebilir. Fakat dikkatli bakıldığında yıllar içinde çakılların üzeri toprak ve bitki örtüsü ile kaplandığı anlaşılmaktadır. Kuzeyi seyrek sarıçam ve bitki örtüsü ile tamamen, doğu ve batısı kısmen, güneyi ise seyrek olarak toprak tabakası ile kaplıdır ve çakıl yığıntısı üzerinde yer, yer otlar ve diğer bitkiler görebilirsiniz. Yaptığım gözlemlerin bende bıraktığı intiba şudur; Şehit düşen Davut adını alan dağın zirvesine defnedilmiş, eski Türk adet ve geleneklerine göre olduğunu düşündüğüm, mezarı bulunup zarar görmesin diye mezarın üzerine takriben 30-40 metre yüksekliğinde büyük çakıl taşlardan oluşan bir höyük yapılmıştır.

Bir dağ, doğa ve ağaç görseli olabilir

Sonuç olarak; Erzurum Valiliği Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünce yerinde kapsamlı bir araştırma-inceleme yapılarak, kayıp durumda bulunan, Nemrut Dağı örneği Erdavut Höyük’ünün ortaya çıkarılarak aydınlatılması, üzerindeki adeta verici çöplüğü ve yangın kulesi kalıntılarının temizlenerek turizme kazandırılması gerekmektedir.

İlgili makama başvuru-YORUM

VALİLİK MAKAMINA

(Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü) ERZURUM

Şenkaya İlçesi, büyük bölümü Gülveren, kısmen Kevenk, Özyurt ve Yoğurtçular köyleri sınırlarında bulunan Erdavut Dağı’nın zirvesinde bir ziyaret (türbe) bulunmaktadır. Yakın zamana kadar civar köyler her yıl ziyarete (yatıra-türbeye) çıkar kurban keserlerdi. Hal böyleyken son yıllarda biline biline yatırın üzerine yangın kulesi ve vericilerin yapılmasına göz yumulmuştur.

Davut adında zatın; Penek Kalesini almak ve bölgeyi Türkleştirmek için savaşırken, Türkün Bağları denilen yerde şehit düştüğü, cenazesinin buraya taşınarak defnedildiği bilinmektedir. Dağ adını bu yatırdan (Davut’tan) almıştır. Yaptığım gözlemlerde; Dağın zirvesine ,taşlarla 30-40 metre yüksekliğinde yapılmış bir Höyük’ün (Kurgan’ın) olduğu sonucuna vardım. Üzeri toprak ve bitki örtüsüyle kaplandığından ilk bakışta anlaşılmayabilir.

1. Yerinde kapsamlı bir inceleme-araştırma yapılarak konun aydınlığa kavuşturulması, üzerinde bulunan harabe bina ve vericilerin kaldırılıp eski haline getirilerek tekrar halkın ziyaretine açılması.

2. Bölgede bulunan Penek Kalesi (Kilisesi) ,Kamhıs Kilisesi, Solomon (Soğmun) Kilisesi ve diğerleri bakımsız, korunmasız ve kaderlerine terkedilmiş durumdadır. Her geçen gün biraz daha tahrip olmakta, mevcut duvarları çatlamakta ve yıkılmaktadır.

Söz konusu yerlerin koruma altına alınması, gerekiyorsa restore edilerek turizme açılması, hiç değilse mevcut durumları ile korunması için,

Gereğinin yapılmasını arz ederim.

09.11.2022

Selahattin ALTAŞ

KURGAN NE DEMEKTİR?

Kurgan veya Korgan Türk kültüründe kutsal mezar, türbe, İçinde ulu ve kutlu kişilerin yattığı gömüt demektir. Eski Türk geleneklerinde genellikle yığma tepeler ve höyükler şeklindedir. Kurgan; taş veya topraktan yığma yapay bir tepe olup, içinde korunan ayrı bir veya birkaç mezar odası bulunur. Genelde devlet yöneticisi olanlar için yapılmışlardır. Ceset odasının döşemesi genelde ağaç kütükleri ve kalastan yapılır. Cesetlerin başı doğuya çevrilmiş olur ve eşyaları ile birlikte gömülürler. Kurganların farklı bölgelerinde at cesetlerine de rastlanabilir.

Kurgan İyesi veya Kümbet İyesi türbenin koruyucu ruhunu ifade eder. Orada yatan kişinin ruhu değildir. Orayı koruyan başka bir varlıktır. Kurganları soyanların başına bu iyenin felaket getireceğine inanılır.

Onların da içinde bir mezar odası ve üstünde yığma taş veya toprak bulunur (Çoruhlu, 2016). Bir kaybın arkasından dilimize yerleşen “Toprağı bol olsun” deyimi sık anılsın anlamını taşır çünkü ziyaretçiler yanlarında getirdikleri toprağı mezarın üstüne serper.

ZİYARETÇİLERDEN GELEN YORUMLAR

Gençay YılmazHocam yazınızı üzülerek okudum. Çok haklısınız.Yöremizde her konuda, tarihsel değeri olan ançak unutulan hassas ve değerli araştırmalarınızı taktirle karşılıyorum,ve nacizhane sizi tebrik ediyorum. Selamlar.

AktifGençay YılmazHocam ben bu konuyu 5 bin baskılı derğime taşıyacam.Şehitlerimize saygı da kalmamış.Mekanları cennet olsun inşallah.

AktifT.C. Selahattin AltaşBilgi paylaştıkça çoğalır. Çok iyi olur. Çok memnun olurum. Selamlar.

Atay GündaşHocam; bilmediğim bir konuda bilgilendirdiğin ve gündeme getirdiğin için çok sağ olun emeğine sağlık.

AktifT.C. Selahattin AltaşSevgili köylülerim (Gülverenlier), Kevenkiler, Bariklıler, Zuvartlılar ve hemşerilerim konu hakkında söyleyebileceğiniz bir çift sözünüz yok mudur?

Cevat ÇalişkanHocam sizi Tebrik Ediyorum yorulmak yok Bıkmak yok Bu işin sonuna kadar Gideceğiz Haklı mücadelemizde tek kalsak dahi.Sayğılar hürmetler, Selamlar.

Nermin DemirtaşYazık lar olsun

Cemil OkututcuHocam ilgine emeğine teşekkür ederim.Buna benzer Asagihamasta 100 yakın şehit lerin varlığını 4 yil ugrasmam sonucu ortaya çıktı ve ‘de köy insanları resmiyet kazandiktan sonra kabullenmeye başladılar.Tekrar tekrar gündeme getirdigin icin son suz teşekkür ederim.Insallah ilgili makamlar yapacakları araştırma sonucu gerekenleri yaparlar.

Koşar PolatSelahattin Altaş Hocam Sizinle gurur duyuyoruz.Hocam Şenkaya da doğup büyüdüğü halde hiç bir faydası olmayan çok İnsanımız var . Hatta her şey yapabilecek durumda olduğunu bildiğimiz çok Hemşehrimiz var bunu hepimiz biliyoruz. Bizler çam sakızı çoban armağanı birşeyler yapmaya çalışıyoruz.İste bu bize yetiyor. Hayırlı Akşamlar diliyorum.Esen kalınız.Hürmetler olsun.

Sacettin Ilgün

Ne acı..

Biz o bölgenin çocuklarıyız fakat bölgemizden haberimiz yok..

Ben ilk defa duydum..

Gönlüne ve emeğine sağlık öğretmenim..

İnşallah bu yazınızı okurlarda yetkililer derhal harekete geçer.

Hüseyin Karatay

Sayın hemserilerim erdavut dağında yatan şehit roma bizans saygı göstermiş dağın tam zirvesine türbe yapıp üzerini oda şeklinde kapatmislar

Ben çocukken ilk aklım kestiginde türbe yapidan içeri girer duva ederdik mezar taşının baş kisminda HAÇ işareti tasa kazmislardı

Lapo hasan ve Lapo ali bana doğru söylediklerine yemin ederek anlattılar dediler ki biz cocuktuk erdavuda mal yaymaya gittik dağın tepesinde oynarken aklımıza mezar taşlarının yerini değişmek geldi

Taşların yerini değişik sonra biraz daha oyalandik dedik ki gidip bakalım

Birde ne gördük degistirdigimiz taşlar tekrar yerine gelmiş

Sonra yanildikmi diye düşündük yine taşların yerini değiştirdik yani baştarafindaki taşı ayak ucuna ayak ucundakini baş tarafa getirdik

Sonra yeniden değiştirdik

Beriye geldik biraz bekleyip yine gidip baktık taşlar yine eski yerine gelmiş bunu görünce korkup oradan kactik

Hemserilerim sehit in kanı yere taşın üzerine düşünce curumeyip gece karanlıkta yeşil ışık saçıyor Kevengin

dağın guüney inin gül kaya tepesinden erdavuda kadar ziyaret yeri gibi bizanslılar taş çevirmişler bunlar ışte şehidin kaninin döküldüğü yerlerdir

Aynısını bende gece yeşil ışık saçtığını gul kayaya cikısta gördüm türkün bağlarının eğri kuzey yolunun altında gece gelirken bizim Köyden bur şahısla gördü orasını cevirdi

Selahattin beyin dediği gibi roma bizans ermeniler erdavuda sehite değer vermişler biz müslüman olarak o dağın tam zirvesine bir kac tane yansıtıcı koyup dağın tüm ihtişamını erdavut şehidinin degerini sayginligini yok etmisiz

Erdavut dağının eski kutsallığına kavuşması için herkesin bu konuda bir şeyler yapması dileğiyle saygılarımı sunuyorum

T.C. Selahattin Altaş

  · 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.