Doğa Sayfası

Eskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir EmlakEskişehir Emlak Her Ağaç Bir Oksijen Fabrikasıdır

Dayı Vazgeç 😀 😀 😀

Posted by Mizah Türkiye on Monday, October 23, 2017
Bir ağacı kesmeden başka yere taşımak..

Bir ağacı kesmeden başka yere taşımak..

Posted by Bilim ve Gerçek on Sunday, June 28, 2020

Posted by Ertunç Şemsi on Sunday, July 19, 2020
ORMAN YANGININDAN TAM BİR YIL SONRA

Hemen hemen %90 ı yanmış olan bir zeytin ağacı, aradan bir yıl geçtikten sonra yeniden filiz veriyor. Hayata asla küsmüyor.

Asla kendini dışarıdaki bu muhteşem hayata kapatmıyor…

Ve büyük bir yangından sonra, her dalı, her yaprağı yanmış olmasına rağmen, bir yıl sonra toprakta yer etmiş, sağlam kökleri sayesinde, yeniden küllerinden doğuyor, yeniden o yanan gövdesinden filiz veriyor, yeniden umut oluyor ve yeniden hayata dönüyor, bütün heybetiyle hayata tutunuyor…

Işte bu yüzden zeytin ağacının Anadolu topraklarında, Ege kıyılarında, zeytin toplayan ve zeytini işleyen, yağ haline getiren, çizen, kıran mutfakta yemek için limonla karıştıran, hazırlığını yapan çiftçilerimiz arasındaki adı “Ölmez Ağacı dır …

Bu ağaç, kendisine uzak, yakın fark etmeksizin bütün insanlardan her türlü saygıyı hak ediyor, her türlü hürmeti, en yüksek özeni, en yüksek dikkati ve binlerce yıllık minnet duygularını ve her azman takdir edilmeyi hak ediyor…

Zeytin ve Zeytinyağı doğanın Ege kıyılarına, Akdeniz kıyılarına, bahşettiği yer yüzündeki en önemli, en faydalı, en lezzetli hayat iksiridir.
Dünyanın en güzel renklerini üzerinde taşıyan mandarin ördeği, görenleri kendine hayran bırakıyor.

Dünyanın en güzel renklerini üzerinde taşıyan mandarin ördeği

Posted by Bilgi İstasyonu on Saturday, October 12, 2019

ÇEVRECİ GÖZÜYLE KENTLEŞME
Yıl 1965.Mevsim sonbahar.Ortaokulu Erzurum’da bitirmiş lisede okumak için ilk defa Kırşehir’e geliyordum.Otobüs Mucur yönünden şimdiki Sanayi Sitesinin bulunduğu yere geldiğinde gözlerime inanamadım.Kırşehir vadisi yeşilin,sarinin ,kırmızının her tonuyla doluydu.Doğal bir ormanı andırıyordu.Otobüs Göçmenler mevkisinden bağlar ve meyve bahçeleri arasından süzüle,süzüle Kılıçlı Köprüsü’ne indi.Yolun her iki yanında kerpiç evler yol boyunca tek sıra halinde sıralanmıştı.Atatürk’ün ilk Kırşehir’e geldiğinde misafir edildiği evde bu evlerin arasındaydı. Şehir Merkezi, Kale çevresi,Eski Sanayi,Vali konağı şimdiki lisenin bulunduğu yer ile Kültür Müdürlüğünün bulunduğu yer bir çember olarak düşünülürse iehir bu çemberin içindeydi.Çemberin dışı çeşitli meyve bahçeleri,üzüm bağları ve kavaklıklardan ibaretti.
Çuğun’dan başlayan vadi Özbağ,İkizarası,Terme,Dinekbağ’ından Kesikköpreye kadar dere boyunca çeşitli ağaçlar ve meyve bahçeleri ile süslenmişti.Kındım,Ökse Değirmen Deresi ,Bahçelievler ve Bağ Başı,kısacası her taraf yemyeşildi.Kırşehirhalkı tarafından oluşturulan bitki örtüsü Kırşehir’in akciğeriydi.Kendi oksijenini kendisi üretiyordu.Bir insan ortalama bir yılda yedi ağacın ürettiği oksijeni tükettiğine göre bu vadide bulunan ağaçlar Kırşehir’in fazlasiyle oksijen ihtiyacını karşılyor ve doğal bir güzellik ver,yordu.Kırşehir o zamanlar daha da şirin bir şehirdi.
Aradan yılar geçti.Ülkenin her yerinde olduğu gibi insanlar şehirlere yerleşmeye başladı.Şehirlere göçen insanların barınma ihtiyaçlarını karşılamak için yerleşim yerlerinin açılması gerekti. Çeşitli imar planları yapıldı.Bu planlar geregince anayolar açıldı.Anayollar meyve bahçelerini biçti.Su yolları,arklar bozuldu.Bozulan arkların yerine büzler konulmadı.Suları kesilen meyve bahçeleri susuzluğa fazla dayanamadı.Kısa zamanda bozuldular. Bahçe sahıplerinin özel gayretleri ile bir müddet dayanan bahçeler ise sonunda acımasız kentleşmeye yenik düştü.Bahçelievler (o zamanlar Garipler deniliyordu) mahallesinin bulunduğu yerde meyve bahçelerinin arasında kaybolurdunuz.Su yolları bozulunca bahçeler kısa zamanda,kurumaya yok olmaya başladı.Bir merkezden dışa doğru yayılan kentleşme Kırşehir’in doğal güzelliğini, oksijen ve gelir kaynağını yok etti.Doğal güzelliklerin yerini beton yığınları aldı.Kaybolan bahçelerin yerini yol kıyılarına yapılan küçücük yapay parklar aldı.
Elbette kentleşme kaçınılmazdır.Ancak verimli ,insanlara gelir kaynağı olan araziler yerine hiçbir işe yaramayan verimsiz,çorak araziler seçilebilir.Kırşehir’de buna uygun Ankara-Kayseri karayolunun kuzeyinde kalan arazi Kervansaray dağına kadar verimsizv e üstelik iyi bir mera özelliği de olmayan arazı.Burası hem sert zeminli olup deprem için dayanaklı ve hem de bahsedildiği gibi verimsiz ve çoraktır.Derinkuyu ilçesini görenler bilir. Erciyeş ile Hasan Dağı aktif birer yanardağ iken püsküren lavlarla çıkan küller üretimi patates için biçilmiş bir kaftan olan bir kül tabakası Derinkuyu düzlüğüne sermiş.Patates tarımında modern ziraata geçilince insanlar tarlalarına kuyular açtırıp tarlaları bol bol sulamışlar ve bol bol gübre atmışlar.Kısa zamanda zengin olan insanlar bilinçsiz olarak toprakların çoraklaşmasına neden olmuşlar.
Gübreleme bu tarzda devam ettiği takdirde otuz yılda buranın çölleşeceği bilim otoriteleri tarafından söyleniyor.Bu yetmiyormuş gibi zenginleşen insanlar tarlalarının tam ortasına ihtiyaçlarından fazla saray gibi evler diktiriyorlar.Tabii bu evler verimli alanları daraltıyor.Halbuki hemen yanında tüm Derinkuyu’yu yerleştirebileceğiniz bir tepe var.Tepe hiçbir amaçla kullanılmıyor Buraya evler yapıldığı takdirde çok güzel bir gönünüm olacak ve aynı zamanda verimsiz topraklar da değerlendirilmiş olacak , aynı zamanda verimli topraklar patates ziraatına kalacak Bu tespitler her il için aşağı yukarı aynı.Kayseri,Sıvaş.Erzincan Erzurum vs. Aşağı yukarı bütün şehirler hep verimli araziler üzerinde kurulmuş.
Eskiden yerleşim yerleri dere boylarına,su kenarlarına kurulurdu.İnsanlar suya giderlerdi.Şimdi ise su insanların ayağına getirilmektedir.
Selahattin ALTAŞ

Uzungöl Doğa & Yaban Hayatı Tanıtım Videosu

Uzungöl

Posted by Uzungöl on Friday, December 27, 2013

cette superbe vidéo a fait le tour du monde

Posted by Cueillette des champignons on Tuesday, December 20, 2016

Posted by Ino Panella on Monday, November 18, 2019

Ruhunuz mu daraldı? Şehrin beton yığınlarından mı bıktınız? Televizyonlarda kanal kanal dolaşıp aynı şeyleri boca eden konuşmacılar asabınızı mı bozuyor? O halde doğa sayfasına gidiniz.Doğa size iyi gelecek,görsellerini,videoları izleyin.Derelerden şırıl şırıl akan su sesleri,kuş sesleri bütün bu kötü duyguları alıp götürecek.İnanın göreceksiniz ki bir ferahlama gelecek,sizi sıkan, asabınız bozan bütün bu kötü duygu ve düşüncelerden kurtulacaksınız.Sizi başka bir aleme götürecek,dalıp gideceksiniz.Hadi bakalım.

Awesome kingdom of cherry blossom!

😍Awesome kingdom of cherry blossom!😍

Posted by Outdoor Kingdom on Monday, November 25, 2019

Şairin de dediği gibi: “Sonbahar sanattır, diğerleri mevsim.” 🍂🍁#Konya #hadim #Yerköprüşelalesi

Posted by Larende on Saturday, November 30, 2019

Posted by Галина Костарева on Wednesday, November 20, 2019
Ніжність

Мамина любов…І яка хвора уява може хотіти забрати це життя і перетворити його на шубу.

Posted by UAnimals on Friday, September 20, 2019
Amazing butterfly flowers!

🏵️😍Amazing butterfly flowers!😍🏵️

Posted by Pure Land on Saturday, October 12, 2019

Antalya-Kurşunlu Şelalesi’nde bir levha.

Erzincan’da bir köyde gün doğarken.

Sadece sessizce izle…işte huzur… ❤️❤️❤️Doğanın muhteşem güzelliği

Posted by Yusuf Korkmaz on Monday, December 31, 2018
Dolar Yeşilini Değil Ağaç Yeşilini Sevenlere Selam Olsun

Güzel bir düşünce 'Su tokmağı 'Karaman Kalaba köyü yabani hayvanlar korkutuyorlar

Posted by Larende on Friday, August 16, 2019
ÇAKÇAK: Geceleri ormandan inip patates yumrularına ve mısır koçanlarına zarar veren ayı ve domuzları engellemek için kurulan düzenek. Teraziye benzeyen, bir tarafı yaklaşık bir litre su alan kepçe biçiminde, diğer tarafı tokmak şekilde olan ağaç düzeneğin kepçe biçimindeki kısmına oluktan akan su dolunca ağırlaşır ve aşağı doğru eğilir. Bu sırada alttaki sert zemine çarpar ve ’’çak’’ diye bir ses çıkarır. Su boşalınca yukarı kakınca tokmak şeklindeki kısım aşağı iner ve oradaki zemine çarpar ve tekrar ‘’çak’ ’diye ikinci bir ses çıkar. Bu böyle devam ederek çak, çak, çak…..sesi gece boyu devam eder .Bu sesleri duyan ormandaki ayı ve domuzların patates ve mısır bostanlarına inip zarar vermeleri engellenmiş olur. Havuz ortasında bulunur. Akan su havuza dolar. Ve bu su ile bostanlar sulanır.
Mù Cang Chải mùa lúa chín

Mù Cang Chải – Chốn bình yên sau những ngày vội vã….—–Video: Hoàng Hiệp

Posted by Đi on Thursday, October 3, 2019

Dolar yeşilini değil ağaç yeşilini sevenlere selam olsun.

Dayı Vazgeç 😀 😀 😀

Posted by Mizah Türkiye on Monday, October 23, 2017

‘’ Bir insanın günde yaklaşık olarak 2,5 litre su, 1,5 kg besin, 10-20 m3 hava gereksinimi vardır. Açlığa 60 gün, susuzluğa 6 gün dayanabilen insan, havasızlığa ancak 6 dakika dayanabilmektedir.(En yeşil Ankara sitesinden alınmıştır)

Her ağaç bir oksijen fabrikasıdır. Yapılan araştırmalara göre; bir insanın günde tükettiği (soluduğu) oksijen miktarı ortalama yedi ağacın ürettiği oksijene bedeldir. Başka bir ifadeyle bir insanın yaşayabilmesi için günde ortalama yedi ağacın ürettiği oksijene ihtiyacı vardır.’’S.Altaş Diğer yazı …Burada geçireceğiniz zaman içinde stres sorununuz, ruhsal durumunuz düzelir, birikmiş yorgunluklardan kurtulur, ruhsal coşku, enerji , dinçlik ve zindeliğinizin arttığını hissedersiniz.Ormanın nimetleri , yitirdiğiniz sağlığı size geri verir, gençleşerek, gelecek günler için sağlığı bu şekilde depolamış olursunuz.Ayrıca buradaki manzara ve yeşillikler sayesinde, gözleriniz, yorgunluk ve gerginliğinizi de giderir. Unutmayınız ki, dağlarda ki, doğanın şifalı armağanları ile baş başa kalmak, şenlik, neşe verir. Bize asalet, meziyet, sevgi, merhamet, vicdan muhasebesi ve tek kelime ile insanlığı aşılar. Dinlenme halinde olan, normal ve sağlıklı bir insan, normal günlük koşullar altında bir saatte yaklaşık 53 litre oksijen tüketmektedir. Normal nefes alıp verme süreci içerisinde yaklaşık 500 ml kadar hava akciğerlere alınmakta ve bu havanın bir kısmı daima akciğerlerde kalmaktadır (yaklaşık 150 ml). Normal ve sağlıklı bir insan ayrıca, saatte 720 defa soluk alıp vermektedir. Basit bir hesap ile, normal bir insanın saatte 720 x (500 ml-150 ml) = 252.000 ml hava soluduğu sonucuna ulaşırız. Atmosferdeki oksijen oranı da %21 olduğuna göre, normal bir insanın saatlik oksijen ihtiyacı yaklaşık 53 litre kadardır diyebiliriz.(En yeşil Ankara sitesinden alınmıştır) Atmosferi meydana getiren gazların karışımlarından oluşan hava, canlı organizmanın yaşam sürecindeki en önemli öğelerden biridir. Bir insanın günde yaklaşık olarak 2,5 litre su, 1,5 kg besin, 10-20 m3 hava gereksinimi vardır. Açlığa 60 gün, susuzluğa 6 gün dayanabilen insan, havasızlığa ancak 6 dakika dayanabilmektedir.(En yeşil Ankara sitesinden alınmıştır)

Bir yaprakta, bir saat içerisinde yaklaşık olarak 5 ml oksijen üretilir. Tabii ki bir bitkinin saatte ne kadar oksijen üretebildiğini hesaplamak için, bitkinin yapak sayısı devreye girecektir. Bitkinin yaprak sayısını bu sayı ile çarptığımızda, bir saatte üretilebilecek olan oksijen miktarını yaklaşık olarak elde etmiş oluruz. Bu sayıyı da yukarıda bulduğumuz sayıya böldüğümüzde, normal bir insana bir saat boyunca yetecek miktarda oksijenin kaç bitki tarafından üretilebileceğini hesaplamış oluruz.(En yeşil Ankara sitesinden alınmıştır) Ortalama bir yetişkin dinlenme halindeyken bir dakikada nefes alıp verdiği hava miktarı 7 ila 8 litredir. Bir gün için hesaplanırsa yaklaşık 11000 litre gibi bir miktara ulaşılır. Solunan havanın yaklaşık %20’si oksijenken nefes verilen havanın yaklaşık %15’i oksijendir. Bu da solunan havadaki oksiyenin %5’inin tüketilerek CO2’ye dönüştürüldüğü anlamına gelir. Buradan yola çıkılarak insanların günde ortalama 550 litre oksijen tükettiğini gösterir.(Unipedi sitesinden alınmıştır)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir